Şiirin doğası bayramın doğasına benzer, ki o da takvimde bir tarih olmanın yanında, zaman diziminde bir kırılma ve dün ya da yarın olmaksızın sürekli olarak geri dönen bir şimdiye saldırır. Her şiir bir bayramdır, mutlak zamanın bir tortusu.
İnsanlarla tarih arasındaki ilişki bir kölelik ve bağımlılık ilişkisidir. Çünkü eğer bir kez tarihin baş kişileriysek, aynı zamanda onun hammaddesi ve kurbanlarıyızdır da; o bizim pahamıza gerçekleşebilir. Şiir bu ilişkiyi köktenci biçimde değiştirir; şiir ancak tarihin pahasına gerçekleştirilebil ...
bir boşluğa düşmüşsen
kırılmışsa içinde incecik dalların
yani bir çizik atmışsa zaman kalbine
gitmek kalmaktır,unutma bunu.
gecelerine çağırmışlar
Savaş çıkacak diyor haber bültenleri
Yeni atom silahlarını test edeceklermiş
Dünyayı yakacaklar anladığım kadarıyla yine
Dünyayı birkez daha kurtarmak için...
tk
Sabah uyanıyorum
Televizyon, internet ve telefonla kuşatılmış dört bir yanım
Nereye baksam reklamlar çıkıyor karşıma
Birde beğeni almak için söylenen beyaz yalanlar
İş, güç derken gün de bitiyor
Artık bedenen değil, fikrende yorgunum
Senin kimliğin ne renk çocuk
Duvarın hangi yüzünde ağlarsın tanrılara
Ben bir kırlangıcım geri döndüm babamın yurduna
Yurdumki; yakılmış kefiyesidir anamın
Ağzımda kan tadı, dişimin kovuğunda barış incisi
İlk ders
Annemi sabah güneşinde menekşeleriyle konuşurken görürdüm
Babamınsa elinde hep hayatını yongaladığı bir keser vardı
Ben çocukken hangi taşı kaldırsam
Altından KARINCALAR çıkardı
gök delinmişçesine yağmur yağıyor
ben seni düşünüyorum
bütün güzel sıfatlar geçiyor dağarcığımdan
birde yağmurdan saklanan anılar geliyor aklıma
Bizi sığırcıkların uyandırdığı sabahlarda düşerdik yollara
Hep erkenden biterdi günlerimiz
Ekmeğimizi ve ümidimizi bölüşür
Halaylarla meydan okurduk umutsuzluğa
Ne vakit elini tutsam
Kadifeden kuşlar uçardı sesimde
Her gece senin güzel boynunda saklı o vahşi geyiği
Boynuzlarından tutup yaşama armağan ediyorum
Eskiden kabuslarla uyandığım uykular
Şimdi başımın yastıktaki çukurunda birikiyor
Ve her sabah kollarını açtığında
Yeniden kutsuyorsun beni
Keçi çobanı/öykü
***
Öğlen güneşi öyle parlaktıki bütün keçiler kaynağın başında toplanmış kana kana su içiyorlardı,küçük kızda keçiler gibi eğilmiş dudaklarını suya değdirerek su içiyordu,yeşil gözleri suda dört yapraklı bir gonca gibiydi.




-
Sümeyye Kum
-
Öykü Özlü
Tüm YorumlarBugün rastgele bir sahaftan Ay Günlüğü'nü 1tl olmasından dolayı şiir lan alayım diyerek aldım, ne mutlu bana 1 tlye belki asırlık umutlar sığdırdım kalbiniz gibi kaleminizde dev tebrik ediyorum
serbest anlatım cesurca şiirlerinizi beğendim başarılar dilerim