İstanbul’da yaşıyorum
Bu elli ikinci yılım
Boğaziçi Köprüsü’nde Avrasya Maratonu’ndayım
Çevreme bakıyorum, bu şehre sevdalıyım
Bakarken hayale dalıyorum:
Sanki pergel ve cetvel ile çizilmiş çizgileri;
Her biri mesleğinin piri,
Cem, Zeki, Levent, Ferhan, Turgay
Ve daha niceleri unutulamaz anılarda…
Metin, Müjdat, Genco, Fazıl.
Bir garip düzen;
Verenden daha çok isteyen,
Vermeyene daha çok veren,
Nasıl bir el bu?
Anlayamıyorum!
Öylesine yüce, öylesine güzel bir duygu
Bazılarına göre çok zor onu yaşamak
Bazılarına göreyse bir tabu
Aslında kolay onu tanımlamak
Sevdiğinin yapmak istediğini yapmak
İşte hepsi bu…
Hayır hayır kesinlikle korkmuyorum;
Zaten niye korkayım ki ölümden?
Korktuğum bambaşka bir şey,
Yok, aslında bambaşka da değil
Birçok insan korkuyor aynı şeyden;
Ayrılmak istemiyorlar; güzelliklerden
Yeni bir güzelliğini görüyorum resmine her bakışımda
Kokunu hissediyorum her nefes alışımda
Sessiz kalsan da emin ol sesin kulaklarımda
Ne güzel öpücüktü o, yıllardır tadı damağımda,
Hala sana dokunur gibi bir his var avuçlarımda
Biliyor musun daha bambaşka duygular var anılarımda
Bir yer olmalı diyorum; neresi bilmiyorum
Belki de var öyle bir yer şu an; Sen’in bildiğin…
Tenha ya da değil fark etmez;
Nasılsa görmeyeceğim Sen’den başkasını…
Orada olmak ve Sen’i dinlemek istiyorum
Başın omzumda, hiç sözünü kesmeden…
Çevresinde varken bu kadar aç
Taşlanmayı göze almasa
Meyve verir mi ağaç?
Tuzla, 30 Temmuz 2025
Bir çizgin olmalı Kardeşim;
Doğru ya da eğri fark etmez
Ama bir çizgin olmalı;
Sürekli üzerinde yürüdüğün…
Bir çizgin olmalı Kardeşim;
Son günlerinde ağustosun
Masmavi yükseklerden bakarken yeryüzüne
Vedalaşmadık canlı kalmasın dercesine
Refakatçi topluyor leylekler
Göçerken kuzeybatıdan güneydoğuya doğru;
Deneyimli, azimli, vakur…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!