Ne saatler dakikaları alır götürür
Ne bakışlar nice gülüşleri
Ne ıssız deniz gözlerinin mavisini
Ellerini tutup kaçtığım gibi
Saçlarımı gökyüzüne savurduğum gibi
Geri döneceğimi bildiğim halde
Hep yalnız yaşadım insanların yüreğinde
Ölene kadar var oldum bir sessizliğin içinde
Bir umutsuzluk çöktü kuru dudaklarıma
Bir yaşanmışlık döküldü bütün suratıma
Bana verilen sürede yeniden doğdum
Ophelia acı çekerken görüldü mü?
Çığlık atarken duyuldu mu?
Ağlarken anlayan oldu mu?
Yoksa yalnızca;
Beyaz, ölü tenindeki kusurlar mı fark edilmeye değerdi?
Kalbim taşlaşırsa huzurlu olurum sandım
Oysa yaşayan bir kalbin hissetmemesi imkansızmış, anladım
Kalbim dürüst olursa mutlu olurum sandım
Oysa yalan söyleyenlerin sahip olduğu şeyler gözümü boyadı, kıskandım
Kalbim bakire olursa günah işlemem sandım
Oysa şeytanın işi belli bile değilmiş, kandım
Çok sanmışım ben
Seviyorsun sanmışım
İçten gülüyorsun sanmışım
Oysa daha küçük kalbin
Sevme ne gülüş ne bilmezmiş
Bende bilememişim
Yakalayamazsın gözlerim geçerken geceyi
Tutamazsın ben giderken ellerimi
Seçemezsin ben kırılırken beni
Ben çoktan gittim senden
Eser kalmadı sözlerinden
Senin adın Deniz değil, okyanus
Öyle derin, öyle karanlıksın ki
Boğuyor her sözün beni
Sonra tekrar sığlara çıkmaya çalışırken
Fark ediyorsun beni
Bende seni
Kaç kişiyi öldürdüm senin dudaklarında
Kaç kişinin savaşına tanık oldum senin teninde
Kaç kez aşık oldum öleceğimi zannederek
Ve ben bir tek senin kollarında sarhoş oldum
Şimdi sıcak değil o kadar da tenim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!