Boğaz’ın bağrında bir kadim şehir,
Eminönü çarsı, Üsküdar nehir,
Tarihin kalbinde akar her şehir,
Adım adım destan, baştan başa yâr,
Gönlümün sevdası canım İstanbul.
Toprak inilder ezildikçe çelik adımlarla,
Gökyüzü duman, ufukta kan kızılı bir perde.
Topların gürültüsü karışır feryatlara,
Ve insanlık can verir vurulduğu yerde.
Kör bir nefret tutuşturur yangınları,
Gurbet ele düştüm, yollarım ırak,
Bu garip oğlunu kime bıraktın?
Ocağımız tüterdi, şimdi pek kurak,
O güzel köyümü kime bıraktın?
Demirören köyü duman bürüdü,
Hayaloğlu der ki; cihan dar gelir,
Kızıl Elma bize nazlı yar gelir.
Öz vatan uğruna ölmek ar gelir,
Ufuklar ötesi düşümüz bizim.
Para, mal, mülk ve de saltanat için
Yazmadım, yazmam da mümkün değildir.
Bu milletten aldığım ilhamla, güçle
Yolumdan sapmam da mümkün değildir.
Gönlümün bağında açtı yine gül,
Kederler uzakta, dindi bu gönül.
Sevinçle öterken bağda bülbül,
Şu fani dünyada mutlu günüm var.
Görünce mecnun oldum, düştüm çöllere,
Leyla seni sevmek ne kadar da zor...
Adını fısıldadım esen yellere,
İçimdeki yangın kor üstüne kor.
Sizin kocaman dediğiniz bu dünya,
Benim küçücük içime sığmıyor...
Pencere camına düşen her damla,
Anamın okşayan eli olmuyor.
Gözümde yaş oldu, akıp çağlıyor,
Memleket sevdası bende dağlıyor.
Gönül de yürek de öz de çağlıyor,
Gurbette hasretlik zor iş arkadaş...
Güneş doğar ama bayram gelmez buraya,
Kuşlar bile sessiz konar avluya.
Bir hüzün çöker ki garip dünyaya,
Bayram sabahında Huzur Evinde...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!