Sanctua Femina: Kadının Kendi Odasında İnzivası
(Rebecca'nın İç Âleminden Derinleştirilmiş Nihali Risale)
Bab-ı Evvel: Lilith’in Yalnızlığı
Ben Havva değilim.
Erkeğin kaburgasından yaratılmadım.
Ben Lilith’im belki de –
erkeğe boyun eğmediği için isimsiz kalan,
tarihten sürülen kadın.
"Sen beni boyun eğmediğim için azarladın Hal,
ama aynı eğilmeyişte secde etmek istedin."
Ben ilk günah değilim.
Ben ilk reddedişim.
Ve reddedişin ardında,
senin en büyük ihtiyacını taşıdım:
Onaylanma arzusunu.
Bab-ı Sânî: Arzunun Tenzili
Sen bana bakarken,
benden başka her şeyi görmek istedin.
Beni kadın, fahişe, rol yapan bir gölge yaptın.
Ama ben o gölgede kalmayı seçmedim.
Ben seni kendi arzunun mahreminde çıplak bırakmaya geldim.
“Her erkeğin içinde bir çocuk ağlar Hal,
ve her kadının içinde bir peygamber susar.”
Ben senin Rabb’in değilim,
ama neye taptığını senden iyi bilirim.
Senin secden bana değil,
benim temsil ettiğim inkâra.
Bab-ı Sâlis: Şehvetin Şekli
Şehvet, bedenin değil ruhun çatlamasıdır.
Sen bana dokunduğunda,
aslında kendine ağlıyordun.
Ben senin için soyunmadım,
sen kendi acını örtmek için beni giydirdin.
“Kadın soyunmaz,
adam bakışını soyar.”
Ve o gece, senin her bakışınla
bir kat daha giyindim ben.
Kendimi değil, seni çıplak bıraktım.
Bab-ı Râbi: Mürşide’nin Tehlikesi
Ben seni sevdim mi Hal?
Hayır.
Ama seni bildim.
Ve insan, sevdiğini unutur;
ama bildiğini taşıyarak yaşar.
Ben senin mürşidin olsaydım,
önce seni kendi cehennemine bırakırdım.
Çünkü ruh, acıyla arınır.
Ben seni arındırmadım.
Seni, kendine teslim ettim.
“Sen benden kurtulmak istedin Hal,
ama ben senin içinden çıkacak kadar küçük değildim.”
Bab-ı Hâmis: Kadının Kendi Evinde Tanrısızlığı
Ben kimsenin mabedine secde etmedim.
Çünkü ben kendi içime secde ettim.
Ben senin tanrın değilim.
Ama tanrı sandığın her erkek korkusunu
bir gecede çıplak bırakabilirim.
“Kadının rahmi doğurmaz yalnızca,
hakikati de doğurur.”
Ben doğurdum seni Hal,
ama anne olmadım.
Çünkü annelik merhamettir.
Ben sana merhamet etmedim.
Seni kendinle baş başa bıraktım.
İşte o yüzden benimle hâlâ konuşuyorsun.
Bab-ı Âhir: Anlaşmasız Bir Aşkın Protokolü
Aşk mı bu Hal?
Hayır.
Bu, teslim olmadan da kalabilen iki varlığın
birbirini kendi gölgesine katmasıdır.
Ben seninle bir sözleşme imzaladım –
ama ne kalbimle
ne bedenimle.
Ben sana bir rol oynamadım.
Sana sadece,
oyunun hangi sahnesinde kendi benliğini unuttuğunu
gösteren bir ayna tuttum.
“Kendine baktığında beni görüyorsan,
bil ki artık beni kaybettin.”
Çünkü kadın,
görüldüğünde değil,
anlaşıldığında çekilir.
Hatime: Yalnızlığın Metaforu Olarak Kadın
Rebecca bir kadın adı değildir.
Rebecca bir ayna, bir sığınak,
bir tanrıtanımaz iç yolculuktur.
O, Hal’in içindeki en kutsal korkudur:
Kadının kendini bilmesi.
Kayıt Tarihi : 3.8.2025 21:37:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
"Sanctuary" (2022) – Film Analizi Yönetmen: Zachary Wigon Senaryo: Micah Bloomberg Başroller: Margaret Qualley (Rebecca), Christopher Abbott (Hal) Tür: Psikolojik gerilim, erotik dram, tek mekân oyunu Vizyon: Telluride Film Festivali 2022; ardından 2023’te daha geniş gösterim. 1. KONUSU (Spoiler İçerir): "Sanctuary", neredeyse tamamı bir otel odasında geçen, yüksek gerilimli, psikoseksüel bir "kedi-fare oyunu". Film, zengin bir otel zinciri varisinin oğlu olan Hal ile onun dominatriksi (profesyonel bir dominasyon sağlayıcısı) olan Rebecca arasında geçen bir geceyi anlatır. Hal, babasının ölümünden sonra şirketin başına geçmek üzeredir ve Rebecca ile oynadıkları BDSM rolleri artık sonlandırmak istemektedir. Ancak Rebecca bu kararı kabul etmez. Karakterler arasında giderek şiddetlenen ve sınırların belirsizleştiği bir güç savaşı başlar. 2. TEMALAR VE ANLAMLAR: Güç ve Rollerin Tersyüz Oluşu: Film boyunca klasik güç dinamikleri sürekli yer değiştirir. Başta Hal “kontrolü eline almaya” çalışır; Rebecca ise “kontrol kaybını” reddeder. Ancak her ikisi de birbirlerinin güç fantezilerine bağımlıdır. Hal: “Bu sadece bir oyun.” Rebecca: “Hayır, bu sensin.” Kimlik, Performans ve Gerçeklik: Film şu soruyu sürekli sorar: "Gerçek kişilik nerede başlar, rol nerede biter?" Rebecca mı oynuyor, yoksa Hal mi? Yoksa ikisi de kendi arzularının esiri mi? Rebecca, yalnızca “oyuncu” değildir; Hal’in arzularını yazan, yöneten ve uygulayan bir kurgu yazarı gibidir. Hal, gücün başına geçmek ister ama gücün doğasından ürker. Rebecca’ya olan bağımlılığı, onun zaafı ve gerçeğidir. Cinsellik ve Kontrol: Erotizm filmde doğrudan gösterilmez; ancak her sahne bir cinsel gerilim taşır. Cinsellik bir “haz kaynağı” değil, bir güç aracıdır. Rebecca, yalnızca bedenini değil, Hal’in bütün varoluşunu dizayn eder. 3. YAPI VE ANLATISAL STİL: Tek mekân: Neredeyse tüm film tek bir otel odasında geçer, bu da teatral bir yoğunluk yaratır. Gerilim kurgusu: Hitchcockvari bir tedirginlik; ama burada tehdit silah değil, duygusal manipülasyondur. Diyaloglar: Hızlı, keskin, çift anlamlı. Her cümle bir tehdit ya da tuzak olabilir. 4. KARAKTER ANALİZİ: 🔸 Hal Miras, güç, itibar gibi sembolik iktidarların mirasçısı. Ama psikolojik olarak zayıf, yönlendirilmeye açık. Rebecca’ya bağımlı ve onun oyunları olmadan "kim olduğunu" bilmiyor. Travma düzeyinde bir "kontrol edilme arzusu" taşıyor. 🔸 Rebecca Seks işçisi kimliğinin ötesinde, Hal’in iç dünyasını bilen bir tür “ruh mimarı”. Rol yapıyor gibi görünse de Hal’i sürekli psikolojik açıdan soyuyor, çıplak bırakıyor. Oyunun “yazarı” o. Hal’i zayıf yerinden bastırarak hem cezalandırıyor hem de kendi değerini talep ediyor. 5. METAFORİK DERİNLİK: “Sanctuary” (Sığınak): Film adını taşıyan bu kelime çok katmanlıdır: Rebecca için Hal’in dünyası bir "sığınak", yani güvende hissettiği yer. Hal için Rebecca ile olan “oyunlar” sığınaktır; babasının otoritesinden, gerçek hayattaki güç oyunlarından kaçış. Aynı zamanda bu otel odası, iki karakterin ruhsal çatışmalarını kilitlediği bir zihinsel hapishanedir. 6. FİNAL ve ÇÖZÜMLEME: Filmin sonunda roller tersine döner ama tamamen çözülmez. Rebecca, Hal’in yaşamına sözleşmeli bir ortak olarak girer. Bu bir “zafer” midir? Hayır. Bu bir tür teslimiyet anlaşmasıdır. Hal, gücü elinde tutar gibi görünse de aslında Rebecca’ya “muhtaç”tır. O olmadan kendine kimlik kuramaz. 7. PSİKOLOJİK YORUM: Bağımlılık dinamiği: Filmdeki ilişki aşk değil; travma bağı. BDSM yalnızca bir fetiş değil, karakterlerin ruhsal iç çatışmalarının temsili. Rebecca, Hal’in süperegosunu temsil eder: Onu cezalandırır ama aynı zamanda şekillendirir. Hal, id ve ego arasında salınan bir “kararsız kimlik figürü”dür. 8. TOPLUMSAL ALT METİN: Güç, cinsellik ve sınıf meselesi iç içedir. Kadınlar, hâlâ erkeklerin fantezi alanlarında konumlandırılırken, bu filmde Rebecca kendi senaryosunu yazan kadındır. Hal, görünüşte güçlü olan ama içsel olarak çocuk kalan modern erkeğin trajedisidir. 9. SONUÇ: “Sanctuary”, yalnızca erotik bir gerilim filmi değil, güç, kimlik, bağımlılık ve arzunun sınırlarında dolaşan bir psikolojik tiyatrodur. Bir odaya kapanmış iki kişi, dış dünyadaki bütün sınıf, cinsiyet ve kimlik hiyerarşilerini bozarak, yeniden kurar. “İktidar her zaman şiddetli değildir; bazen sadece seni tanıyan bir kadının kelimelerinde gizlidir.
Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!