Kendimden söz etmeyi sevmem. Yazdıklarım yeterince gürültü çıkarıyor.
Senin için topladım envai çeşit kumaşı
Aşkla yaşar can; düşün ki bir solucan, kum; aşı
Bu şiir senin için rahat bir uyku marşı
Sen rahat uyu diye dolaşıyor uykum arşı
Yine de yetmez, sakın sıkılma anlatacaklarımdan
Daha aşkı sığdıramadığım kap kacaklarım var
DELİ DAHİ
Aklın bir cebinde şeker taşıyor,
Öbür cebinde kıyamet.
Bir şeyi severken ya dünyayı kurtarıyorsun,
Ya da masayı deviriyorsun, ortası yok.
Gülüşün matematik bilmez ama her şeyi çözer.
Aşk dedikleri hem kör hem de zor; kusuru yok.
Sevilen mutlu, sevilmeyip seven üzülüyor.
Sana varmayayım diye taşlar düzülüyor;
Nereden başlarsan başla, varamazsın; fuzuli yol!
Hırs bir toz bulutu, hırsımı yuttum.
Şu zaman gibi aşk da geçer miydi?
Yoluna serilsem ezer geçer miydin?
Kalbin bu büyük aşka yeter miydi?
Mecnuna:
‘’Halim senden beter midir?’’ diye sorsam…
Beni alnımdan öper miydi?
Senin her yerini sevmişler, en çok da gülüşünü...
Ben kıyısından seviyorum,
Yaklaşınca boğuluyorum çünkü.
Onlar baharında gezmişler,
Ben hep sonbaharında üşüdüm.
Onlar güneş gibi görmüş seni,
Oysa bana “git” bile demedin,
bir anda bir ışık gibi söndün hayatımdan.
Öyle güneşin batışı gibi
yavaş yavaş da değil.
Gönül perişan,
Kafa milyon.
İçi yok, içiyor.
Yor babam yor,
Her gelen gidiyor.
Yokluğunun rıhtımı
İçimde kalan son güneş parıltısını gasp eder alır
Sen içimde yaşıyorken
Ne kadar uzağa götürebilir ki seni gaz pedalı
Zamansız sitemlerime bakma, kasvet hali
Bak yine sarılasım geldi sana ama hasret mâni…




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!