Doğumla ölüm arası
Baharın Ta Kendisi
Gölgesi yorgun o bahçeden çık artık...
Rengi solmuş bir hatıraya, değmez bu emek.
Senin yolun, toprağın altındaki sızı değil;
Güneşe ilk kez "merhaba" diyen, bir çiçeği sevmek.
Elde kalan bir avuç kuruluksa eğer,
BİR FİLİZİN UYANIŞI
Zifiri arzın sinesinde, bir zerreyim uykuda,
Sükûtun örtüsüne bürünmüş, beklerim pusuda.
Gökten süzülen o ilk kutsal damlayla,
Depreşir içimdeki kor, o kadim heyecanla.
Umuda derin bir hicret başlar derinden,
DELİ RÜZGÂRI
Bir nehir akıyor göğsümün tam ortasında,
Bentleri zorluyor, durmuyor dünya yasında.
Her şeye rağmen, her şeye inat bir sevinç,
Bu öyle bir güç ki ne yaşlanır ne yorgun düşer.
Kökleri derinde, dalları göğe sevdalı,
Küllerin Şifası
Al bir gece kalbinde uyut beni,
Sarayım tüm hücrelerini...
Sorma, arama sonra halin nedir diye.
Tüm kışlarım bahar oldu, aktı gönlüne,
Bende kalansa Sonbahar...
Mabet Nefesi
Gözlerimi kapattığımda hissettiğim o şefkatin,
Uzaktan sarılmak gibi aslında; sessiz ama gerçek.
Sen benim suyun üstünde ilk nefesim,
Kalbimin en yakın, en uzak köşesisin.
Artık biliyorum;
MISRA
Sitemlidir senin şiirlerin, bana yoktur hiç sitemin
İyi ki varsın demekten hiç yorulmaz yüreğim
Bir mısra olsam dilinde, süzülsem ince ince
En güzel şiir olursun gözlerimde
Kalemini yormam, tek mısra olurum şiirlerine
ONURLU BİR YOLCULUK
Kendi rüzgârımla savruldum durdum,
Kimsenin dalına yük olmadım ben.
Sonsuz Saklambaç
Neydik biz; bir rüya mı?
Yoksa bitmesin diye fısıldanan bir oyun mu?
Adımlarımı senin izlerine basarken,
İçimde o tanıdık korku:
Seni bulmak, seni sobelemek;
Üşüyorum Dedim
Çok üşüyorum sanırdım, meğerse
Ruhumun en derin köşesindeki özlemmiş.
Ne güneşin sıcaklığı yetti bu buzu çözmeye,
Ne zaman unutturdu beklediğim o nefesi.
Hangi ateşi yaksam kâr etmez,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!