MISRA
Sitemlidir senin şiirlerin, bana yoktur hiç sitemin
İyi ki varsın demekten hiç yorulmaz yüreğim
Bir mısra olsam dilinde, süzülsem ince ince
En güzel şiir olursun gözlerimde
Kalemini yormam, tek mısra olurum şiirlerine
Mühürlü Eşik
Gelmiyorum;
Çünkü biliyorum ki ayak bastığım o an,
Senin tükenişin değil, benim sende miladım olacak.
Sen dillerine "gelme"den prangalar vursan da,
Ruhum, o hırçın rüzgârları aşan bir sükûnetle
ÖMRÜMÜN DİĞER YARISI
Ellerine kıyamadım,
Avuçlarını öpmeye doyamadım.
Savruldun rüzgârdan alıp,
Bir çiçek gibi korumak isterdim.
Kalbindeki tüm sızıları alıp sökmek isterdim,
Ömrümün Kalan Yarısı
Dokunmaya kıyamadığım o avuç içleri,
Şimdi bir rüzgârın insafına mı kaldı?
Ömrüm
Takvimlerden sökülen her yaprak, Senin adınla düşüyor toprağa. Zaman, unutup gitmek için değilmiş; Zaman, seni içimde koca bir dağ yapmakmış
Parmaklarımın arasında sıkışmış bir kalp, Avucumda çocukluğumun o serin izi... Hangi kadehe sığar ki bu yangın? Hangi yol çıkarır beni o ilk öpüşün kıyısına?
Bağırsam, uçurumlar utanır sessizliğimden. Resmine baksam, gözlerin dilsiz bir ağıt. Özlemek; gitmek isteyip de durmaya mahkûm olmakmış, En çok da nefesin kadar yakınken, Dünya kadar uzak kalmakmış...
ONURLU BİR YOLCULUK
Kendi rüzgârımla savruldum durdum,
Kimsenin dalına yük olmadım ben.
Ruhumun Eşiği
Gelmiyorum;
Çünkü biliyorum ki geldiğim an,
Senin bittiğin değil, benim yeniden başladığım yer olacak.
"Gelme" desen de, kelimelerin ardına saklansan da;
Ruhum çoktan ulaştı senin o ürkek kalbine.
Sonsuz Saklambaç
Neydik biz; bir rüya mı?
Yoksa bitmesin diye fısıldanan bir oyun mu?
Adımlarımı senin izlerine basarken,
İçimde o tanıdık korku:
Seni bulmak, seni sobelemek;
SENDE SENİ ÖZLEMEK
Sana kapandım anne, sığındım gölgene,
Vurduğun her darbe, huzur oldu gönlüme.
Canım yansa da bildim, şifasın her derdime;
Gönlü sopayı edep bilen değil de,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!