Doğdum; Annem mızmız bir bebek olduğumu söyledi. Sonra çok haylaz bir çocuk oldum. Daha sonra asi bir genç kız.
Gençlik böyle dediler; Ah şu zamane gençleri deyip hayıflandı, iç geçirdiler. Öyle ya, asi olmak büyük bir suçtu. Bir an ben bile şaşırdım! Geleceğim beni de endişelendirmeye başladı. Sahi durumum bu kadar vahim miydi?
Okula gittim; öğretmenlerim benden yaka silkti. Derste Laiklik dinsizliktir diyen hocamı sınıftan kovduğum için disiplin cezası aldım fakat ona da ceza aldırmayı başardım. Siyaset o zamanlardan ilköğretime bile girmişmiş meğer. Orta dereceyle zar zor mezun ettiler beni. Çalışmaya başladım, böyle memur olmaz dediler.
Tabi ya aralıksız otuz altı saat çalışmaya baş aldırmak,
memurluğa sığmayacak işlerdi.
Hiç unutmam kızımın bir gün işe giderken bana,
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta