Bir tek hakkın karşısında
Eğilir yere başımız
Hainlere korku salan
Bir de çangal bıyığımız
Serde ümitsizlik yoktur
Bakışlarında hüzün
Ötükendedir yüzün
Yok ki dünyada gözün
Dadaloğlu Gardaşım
Gel reis de geleyim
Hasret eser rüzgarıyla vatan adlı sevgilinin
Şafak atar efkarıyla tütün kokan mermilerin
Gece çöker sevdasıyla bayrak tüten türkülerin
Namert yanar ateşiyle canım feda diyenlerin
Şurda yatar kurt göğüslü dağlar gibi yüce başlar
Dalgalar,
Vurur sahile yitirdiğim düşlerimi,
Yıllarca yitirdiğim.
Anlamı,
Cızırtılı bir radyo gibi
Bir belirir,
Oğuz Han atam buyruğuyla
Tutuşur Türk'ün meşalesi
O günden beri yana yana
Turana gider nişanesi
Çekilen çile mayamızdır
Sözlerin deprem sanki
Yıktı dağıttı beni
Hiç yaşanmamış gibi
Dillerdeki sevdamız
Unut deme olmuyor
Geceler söylesin yalnızlığımı
Duy ey yar ne olur bu çığlığımı
Bir temmuz gününde o yaz akşamı
Ateşler içinde bıraktın beni
Yürürken yollarda seni düşünmek
Günün alevinde yok olan
Son nefesiydi belki de sigaramın
Uzakların uçsuzluğuna özlemle
Bilinmez bir hasretle
Acımı damıtmıştım
Yürek yanık ciğer pare
Içinde dinmez bir yare
Sızına gurban olurum
Dertlerine olam çare
Başımdaki tacımsın sen
Garip Başım
Ne umdun da neler buldun
Gülem derken ağlar oldun
Sen kimlere güvenmişsin




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!