Depremin insafı yok,
Yer gök acı, yer gök hüzün,
Göçmüş binalarda insanlar,
Kurtarılmayı bekliyor,
Gün, saat, dakikanın önemi çok.
Fânilik sahnesinde, ebediyet oyunu
Oynamaktan bıkmayan ey, doyumsuz figûran!
Çöllerde, kutuplarda hatta uzayda bile,
Maddesi, mânâsıyla rol yapıp duran insan.
Aşk çiçeklerinin, tez solduğunu,
Ancak öldüğüm an anlayacaksın.
Burada mevsimin güz olduğunu,
Ancak geldiğin gün anlayacaksın.
Birdim, bine böldün bu eserin gör,
Yurdumuza bahar yine gelecek,
Sözümüz söz ahdımız var Türkiyem.
Yurttaşların yüzü tekrar gülecek,
Sözümüz söz andımız var Türkiyem.
Bedenimde, ruhumda senin için yanıyor,
Yorgun ulaşacağım, güneşli bir sabaha.
Bastırdığım sensizlik sessizce uyanıyor,
Anlıyor musun beni? Anlatayım mı daha?
Bakışım, bakışına çarpıp geri dönmesin,
Anne deyince:
Yarım asır, altı yıldır
Çağrılarım cevapsızdır.
Anne deyince:
Elime kağıt kalem alamam anlatmaya,
Ben annesizliğimi, ben anne özlemimi.
Yeterince kelime bulamam anlatmaya,
Ben annesizliğimi, ben anne özlemimi.
Yokluğa akıp gider anları döndüremem,
Arayıp durmayın, içimde şaki,
İşkence ediyor nefesler bile.
Ne varlık ebedi ne nizam baki,
Düşünceler özgür, yasaklar dile.
İşlemez kanunlar, köstekli töre,
İnsan ne ederse, kendine eder,
Senden sonra adın kötü kalmasın.
Her giden, dönmemek üzere gider,
Ardında, kırılmış gönül kalmasın.
Razıyım çekmeye, bulsam hak çile.
Arıyorum amma, sen gel bana sor.
Hem güzeli görmek zor bile bile,
Arıyorum amma, sen gel bana sor.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!