Doğduğunda bir şey hissetmez insan
açlıktan başka.
Büyüyüp acı çektikçe
anlar doğum sancılarının acısını.
Yeni yaşamlar doğar her acıda
her acıda yönelir yeni umutlara.
Bu gün Madımak’ta
ateş yaktılar annem…
Akarsu’yla türküleri
Altıok’la şiirleri yaktılar.
Atay’la resimleri,
Ailesini
şiir gibi severdi.
Mısralarıyla konuşur
uyak muyak dinlemez
uygun yerde söverdi.
Yalancıları
Çocuk yaşta babasız kalmıştın.
Belki bir baba bulmaktı
yine çocuk yaşta seni
Ankara' ya kaçıp götüren neden...
Komilerde aradın önce
sonra çıraklarda
Dedemler çocukken
televizyon yokmuş.
Bilgisayar icat edilmemiş bile.
Boş zamanlarında
ağaca çıkarlarmış.
Tornete biner, çember çevirirlermiş.
Ölürsem üzerimde bir çınar olsun
demişti usta.
Hangisini ister karar veremedim.
Beyazıt'ta
altında güvercinlerin dolaştığını mı? ..
Destanını yazdığın Şeyh Bedrettin'in,
Biz çocukken,
bahçelerden meyve çalardık.
Televizyon, teyp
MP3 hatta
telefon icat edilmediği için
şarkılarımızı ıslıkla çalardık.
Yaşamayı seviyorum.
Kaybettiğim sevdiklerim
boğazımı yaksada
acıların acısı biber gibi,
yaşamın bir tadı oldu artık.
Gönül gözüm görüyor onları.
Ne zaman yüreğim daralsa
Kirlenmişliğimizden nefret etsem
Gesi bağlarında dolanırım yalınız.
Çıkar dağlara.
Eşkıya dünyaya hükümdar olmaz!
diye bağırırım…
Dünyaya bakmaksa amaç
pencere karşısına niye pencere yapılır ki?
Karşı pencere
başkasının içerisini gösterir.
İçerileri görmek için pencereye gerek yok oysa.
Bir boy aynası yeter.
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!