TELEKOMÜNİKASYON DEALER ÇALIŞANI
Ben susarak konuşmayı babamdan öğrendim…
Çünkü babam çok konuşmazdı.
Sevgisini cümlelere sığdırmaz,
özlediğini söylemez,
yorulduğunu belli etmezdi.
Ben de onun sessizliğini
Biliyor musun, aşkın en acı tarafı ayrılık değilmiş… İnsan bunu yaşayınca anlıyor.
Asıl acı olan, aynı hikâyenin içinde iki kişinin bambaşka duygular yaşamasıymış.
Biri geceleri uyuyamazken, diğeri huzurla uyuyabiliyormuş.
Biri telefonun başında gelecek bir mesajı beklerken, diğeri o mesajı görüp cevap vermeyi bile düşünmeyebiliyormuş.
Biri “Bizi nasıl kurtarırım?” diye düşünürken, diğeri çoktan “Nasıl giderim?” diye düşünüyormuş.
İşte ben buna aşkta adaletsizlik diyorum.
Babam bir gün,
belki farkında bile olmadan,
hayatımın en uzun cümlesini kurdu:
“Bu çocuk okumaz.”
O gün kimse sustuğumu fark etmedi.
Ben de bir şey söylemedim.
Bilmiyorum…
Acıyor mu gerçekten insanın içi,
yoksa insan zamanla acıya alışıp
ona “hayat” demeyi mi öğreniyor?
Bazen kendime soruyorum;
“Geçti mi?” diye…
Gitti…
Öyle büyük bir gürültüyle değil,
öyle herkesin duyacağı bir vedayla da değil…
Sessizce gitti.
Bir sabah uyandım,
sanki evin içinden bir ses eksilmişti.
Bir zamanlar çok kolay kırılırdım…
Bir insanın söylediği tek bir cümle, bir bakışındaki değişiklik, bir mesajın gelmemesi bile gecelerimi uykusuz bırakırdı.
Çünkü ben sevdiğim insanlara kalbimin en hassas yerini verirdim.
Ve insan, kalbini verdiği yerden kırılınca acının nereden geldiğini bile unutuyor.
Ben de unuttum…
Kendimi unuttum.
Ben sana yanlış yapmadım… İnan bana, yapmadım. Belki eksiklerim vardı, Belki sustuğum geceler, Sana anlatamadığım kırgınlıklarım oldu. Belki bazen seni anlamakta geç kaldım, Belki kelimelerim yetmedi ve sen benim suskunluğumu sevgisizlik sandın.
Ama ihanet etmedim.
Senin bilmediğin nice gecede telefonumu elimde tutup “Acaba şimdi ne yapıyor?” diye düşündüm. Sen uyurken seni düşündüm, Sen kızgınken seni düşündüm, Sen benden uzaklaşırken bile ben hâlâ sana nasıl yaklaşacağımı düşündüm.
Çünkü benim kalbimde senden başka birine yer yoktu.
Ben başka birinin gözlerinde senin gözlerini aramadım. Başka birinin sesinde senin sesini duymaya çalışmadım. Başka birinin sevgisine senin sevgini değişmedim.
Ben seni seçtim. Hem de herkesin kolayca vazgeçebildiği bir zamanda sana tutunmayı seçtim.
İhanet etmedim… Sadece seni sevdim.
Öyle sıradan, gelip geçici bir sevgi değildi benimki. Bir sabah uyanıp unutulacak, bir akşam kızıp vazgeçilecek kadar basit değildi.
Ben seni, kalbimin en sessiz yerine koydum. Kimseye anlatamadığım yanlarımı sana anlattım. Kimsenin görmediği yaralarımı sen gör diye açtım.
— Sen bana ihanet ettin, dedin.
O an sustum. Çünkü bazı suçlamaların karşısında insanın kendini savunacak kelimesi olmuyor.
Sadece gözlerinin içine bakıp “Ben sana ne yaptım?” demek istedim.
İyi değilim…
Bunu kimseye anlatamıyorum.
Çünkü bazı acılar var,
anlatınca küçülmüyor insanın içinde,
aksine büyüyor.
Bir kelimeye sığmıyor mesela,
Küstüm…
Ama öyle çocukça bir küslük değil bu.
“Biraz beklesin, sonra gelir.”
“Biraz özlesin, sonra arar.”
“Biraz pişman olsun, sonra gönlümü alır.”
diye beklediğim bir küslük hiç değil.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!