SAMİMİYETSİZ
Bağlanmış sanala özü unutmuş
Kibriyle birlikte coşar bu densiz
Eğriyi gördükçe düzü unutmuş
Sonsuz karanlığa koşar bu densiz
Sana varmak için yollara çıktım
Uykuya dalmadan sana gelirem
Yılanlı, çıyanlı dağları yıktım
Ömrüm son bulmadan sana gelirem
Bülbüller darılmış güllerim açmaz
Kalp kırık gönül buruk gözlerinde gördüm ben
Onardım şiirim de dize dize ördüm ben
****
Sanal denen dünyayı sayfa sayfa gezerler
Her türlü olayları elek elek süzerler
Bol keseden atanı klavye ile ezerler
Kendinden korkup pusan sanalda atışıyor
Sanalın her ortamı benzer çama meşeye
Ataletten sakındım
Kendime iş bakındım
Ben kendimi yerdikçe
Sanata çok yatkındım
Hayal kurar düşlerim
İleri gidince geriye dönmez
Vezir de gözü var tutarsa oyun
Atış hattı serbest çapraza inmez
Santraçın has taşı tufandır piyon
Bir karış sakalla uzar mı boyun
SARI BAŞBUĞUM
Kimler gelirse gelsin, dolmuyor senin yerin
Bıraktığın esere gel bak sarı Başbuğum
Bu yurdu alev sarmış gönüllerse çok serin
Son bir kez meşaleyi, gel yak sarı Başbuğum
Ovalar bozulmuş düzleri bozuk
Ayaklar bozulmuş izleri bozuk
Bakışlar bozulmuş gözleri bozuk
Utanma kalmamış yüzleri bozuk
Baharlar bozulmuş yazları bozuk
ZAMANE AŞKLARI
Sevda lügatinde ne sözler duyduk
Kırk ağızla sakız çiğneyenler var
Aşklar çağ atladı, der; çağa uyduk
Vakitsiz öten horoz gün doğmadan öterse
Kafasını gövdeden tutup ayırmak lazım
Yetim hakkı yedikçe tüy değil kıl biterse
Derisiyle birlikte hemen sıyırmak lazım




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!