1989′ da doğar, 3 sene İlhami Ahmed Örnekal’da okur, sonra Bilfen’e geçer, yüzme takımına girer, mezun olur, Avusturya Lisesi’nde devam eder, voleybol takımına girer, dans grubuna katılır, Matura yapar ve şuan Viyana’da Ekonomi Üniversitesi’nde okur.
Vosvos’u vardır, gezer, gezer, gezer, kamp yapar, önce karadeniz turu yapar, sonra ege, şimdi sırada Yunanistan turu vardır, delidir, doludur, yamaç paraşütü yapmıştır, hızını alamayıp Türk Hava Kurumu’nun paraşüt kursuna gitmiştir, sertifikası olmasa da tüple dalış yapmışlığı vardır.
Pikabı vardır, caz dinler, caz konserlerine gider, arada alır rakısını türk sanat müziği dinler, sonra klasik müziğe dönüş yapar, arada eskiyi dinlemek ve yaşamak ister bir ” arnavut kaldırımları ” patlatır.
Arada yazar. Amaçlı yazıları yoktur, günün herhangi bir saatinde, kafasının herhangi bi halinde, bir şekilde aklına damlar, o da onu kaleme akıtır.
Bu zamana kadar kendine sakladıklarının ağırlığını kaldıramaz, paylaşmak ister ve bu sayfayı açar.
Keyifler diler,
Orkun Zorlu
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!