Orhan Seyfi Şirin: Hayatı, Biyografisi, ...

104

ŞİİR


4

TAKİPÇİ

ORHAN SEYFİ ŞİRİN HAYATI

ORHAN SEYFİ ŞİRİN:
1961 Eskişehir doğumlu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türkoloji bölümünden 1985 yılında mezun oldu. Ankara ve İstanbul’da yaşamakta. Ağırlıklı olarak TV program yapımcılığı, senaryo yazarlığı, yazarlık ve şairlikten ekmeğini kazandı.
100’e yakın şiiri bestelendi.
Songül Karlı, Zeyno, Naide Polat, Seher Dilavon, Arif Nazım, Güler Işık, Kerem Özdemir gibi sanatçılar okudu. En meşhuru Songül Karlı’nın okuduğu “Burası Anadolu, dağlar omuz omuza; Bektaşi, zeybek dadaş, canlar omuz omuza” dizelerinin yer aldığı Omuz Omuza ’dır. Bu türkü 3 milyondan fazla sattı ve bütün siyasi partiler tarafından seçim şarkısı yapılmak gibi bir hususiyeti var. ORHAN SEYFİ ŞİRİN KİMDİR? 1978 Yılında girdiği İst Üni Ed Fak Türkoloji bölümünü 1985’te bitirdi.1985 yılında ilk şiir kitabı Yaşanmamış Sonbahar yayınlandı ve ilgi gördü. (Şarkı, şiir ve sanat eserlerinde Orhan Seyfi Şirin adını kullanan şair ve yazar Eskişehir’de Doğdu. Sürgünler dolayısıyla çeşitli Öğretmen okullarında okudu.) Aynı yıllarda Varlık Film ve TRT’de senaryo yazarlığı yaptı. Ekmeğini kaleminden kazanma çabasına girdi. Çoğu 7. Baskıya ulaşan; Cennet Atları, Berlin Türküleri, Ata’nın Rüyası, Bilimkurgucu Çocuk Krallar Dönemi gibi otuza yakın roman yazdı. Devler ve Böcekler adlı 2. şiir kitabını çıkardı. Türkiye’nin ilk çocuk dizi filmlerine, ilk çizgi filmlerine, ilk bilim kurgu romanlarına, Uğur Dündar’ın programları başta olmak üzere gerçek hayat kesitleri sunan haber programlarına (realty show) yazarlık, dramaturgluk yaptı.1987 yılında TEV en iyi Senaryo ödülünü “Bekleyiş” adlı senaryosuyla aldı.1996 yılında Hürriyet Gazetesi TV yıldızları yarışmasında senaryo yazdığı programlara katkılarından dolayı ödül aldı. Sayıları yüzleri bulan Belgeseller, Eğlence Programları, Reklam, klip, skeçlere katkıda bulundu. TRT, TGRT, KANAL 6 ve KANAL D televizyonlarında uzun yıllar çalıştı, idarecilik yaptı.1992 yılında Sanat İhtisas Ajansı’nı kurarak çalışmalarını sistemleştirdi. Gündemdeki hadiselerin çağının ve kuşağının tanığı oldu. İstanbul Üniversitesi Basın Yayın Yüksel Okulu’nda ve özel dershanelerde Senaryo ve Yaratıcı yazarlık dersleri verdi. Türkçe’nin şiir demek olduğuna inanan şairin,100’den fazla şiiri şarkı oldu.1997 yılında Kral TV, Yılın Müzik Ödülleri Yarışması’nda birinci olan Songül Karlı’nın okuduğu Omuz Omuza ve finale kalan Zeyno’nun okuduğu Fırtınam Var adlı parçaların sözlerini yazdı. Türk Tarihi, Bilim Tarihi, Düşünce Tarihi konularında uzmanlaştı.1999 yılında bütün bu çalışmalarının bir özeti sayılabilecek Din Sömürgenleri ve Cuma Eylemleri’nin Dört yüz Yıllık Tarihi’ni yazdı ve büyük yankılar uyandırdı. Basılmamış eserleri Basılanlardan fazla olan Orhan Seyfi Şirin’in basılmak üzere olan Biraz Işık adlı bir bilimkurgu tiyatro eseri, Türk Bilim Tarihini anlattığı Sırlar Kitabı adlı eseri bunlar arasındadır. Çalışmalarını İstanbul ve Ankara’da sürdürmektedir. BURAK ERSOY’UN YAPTIĞI RÖPORTAJ: BURAK ERSOY: HAZIRLADIĞIM BİYOGRAFİNİZİ OKUMAMI İSTER MİSİNİZ? EKSİK YA DA FAZLA VAR MI? BURAK ERSOY: TÜRKÇEYİ SEVELİM KORUYALIM DİYEN AYDINLAR ÇOĞALIYOR. BUNLARA NE DİYECEKSİNİZ? Orhan Seyfi Şirin: Türkçe’yi sevelim koruyalım diyenlere de inanmaz oldum. Eğer bu kişilerde zerre kadar bilinç olsaydı yaşayan Türkçe’nin yaşayan şairlerine de kulak verir vakit ayırırlardı. Türkçe kavgası, Türkçe’nin yaşayan şairleriyle verilir. Onları yok sayarak verildiğinde amacın başka olduğu anlaşılır. Ama hazretlerin derdi Türkçe Türkçe diyerek kendilerini bir yere getirmek yoksa Türkçe’yi bir yere getirmek değil. Adam vekil olmuş, bakan olmuş, basın kuruluşu sahibi olmuş, tanıdığı şaire hiçbir yer ve değer vermemiş, kulağına eğilip sen Türkçe’nin büyük şairisin diyor. Bu olur mu? Büyük şairse bir şiirini mi yayınladın? Bakan olduğun zaman şair diye meyhane ve eyyam arkadaşlarını devlet kesesinden ağırlarken kaç tane gerçek şairi ağırladın? Bunların hepsi Türkçe’ye ve Türk şiirine hizmet etmeyi (iktidar olunca açarız bir ilkokullar arası şiir yarışması, olur biter) mantığıyla hareket ediyor. BUNLARI BENCİL DUYGULARLA SÖYLEMİYORUM. BİR ŞAİR BİR ÜNİVERSİTE DEMEKTİR. NİYAZİ YILDIRIM GENÇOSMANOĞLU, DİLAVER CEBECİ GİBİ ŞAİRLERİ KASTEDİYORUM. BURAK ERSOY: HALKLA BULUŞMANIN ÖNÜNDEKİ ENGEL NEDİR? Orhan Seyfi Şirin: Yaşar Kemal tanınıyor, rahmetli eşinin Fransa’da çok güçlü dostları vardı. Orhan Pamuk da benzer edebiyat dışı destek ve kökenleri kullanıyor. KISACASI YAHUDİLİĞİ ARKALARINA ALIYORLAR VE medya maymunlarını ürkütüryorlar. Benim Türkiye ve Türk dünyasında 250 bin kitabım dağıldı. On milyon kasette şiirlerim şarkı türkü olarak söyleniyor. Hala da tanınmışlığım yok. Hiçbir antolojide, şiir sitesinde, edebî dergide eserimizi bulamazsınız. Marifet kesinlikle iltifata bağlı yine de. Bizi halk tanımasa da tanıyan aydınlar var elbette. Lise arkadaşlarımdan başlayarak Muharrem Ergin, Mehmet Çavuşoğlu, Murat Sertoğlu, Atilla İlhan, Turan Yazgan, Cengiz Aytmatov, ve son zamanlarda Oktay Sinanoğlu şiirlerime, bilimkurgu eserlerime gösterdikleri ilgiyle ve manevi destekle yazı çilesini tahammül edilir kıldılar. Eğer küçük cemaatleşmelerin kiliselerin adamı değilseniz okur kitlesi oluşturmanız zor. Eğer kendiniz de bir kilise açar ve cemaatleşme yapmaya başlarsanız olur tabii. Kılcı ya da yüncü olmak gibi bir şey, bi cemaatin adamı olmak. Biz ise Ohotsk denizinden, dünyayı bir tur attıktan sonra yine Ohotsk denizine kadar; başta Türkler olmak üzere bütün ezilen insanların kaderleriyle ilgileniyoruz. Biz dilenmenin kılıfını din ya da cemaat etiketleriyle oluşturanlardan değiliz. Biz sadece ve sadece Müslümanız o kadar. Afrika’da bir memesi açık gezen Müslüman kadın kadar, ya da Viladivostok’ta taygalarda gezen ve elhamdülillah tan başka İslam sözü bilmeyen Müslüman kadar Müslümanız. Bugünkü siyasi popilaritesini yani albenisini devlete, Türkçeye, Atalara söverek yapan cambazlardan da değiliz. Postmodern takımı gibi konunun işleyiş tarzına önem vermekle birlikte konu da bizim için önemli. Biz sömürülen toprakların avukatıyız ve her yazımız savunma klasörünün bölümleridir. Ama küreselleştirmenin edebiyattaki yansıması Konudan daha çok ayrıntıya verilen özenle Ahmet Altan tarzı romanlardır. Yani insanlar gündelik zevklerin esiri olsunlar “dünyada neler oluyor bilmesinler” tarzı yazılan eserler, alkışlanmaktadır bu gün. Çünkü öyle buyuruyor küresel soyguncular. BURAK ERSOY: Bilimkurgu alanında da ilk eserleri verenlerdensiniz Türkiye’de bu konuda neler söyleyececeksiniz? Orhan Seyfi Şirin: Oktay Sinanoğlu’yla bir merhabamız olmuştu. Ardından benim hikayemi okumuş ve bizzat gelerek “Ben ömrümde hiç kimseye böyle bir heyecanla tebrike ve teşekküre gelmedim” dedi. Ardından “Ben Nasa’da İsac Asımov ve Carl Sagan gibi dünyaca meşhur bilimkurgu yazarlarıyla tanıştım, hiçbirinin yazamadığını sen yazmışsın. Türkiye’de böyle bir yazar olduğuna inanamadım tebrike geldim.” Dedi. Ben de aman hocam bir yanlışınız olmalı. Ben bu hikayeyi on beş yıl önce yazdım. Önce fotokopi ile yüz tane bastım yüz aydınımıza gönderdim. Ardından en az on bin basıldı ve dağıtıldı. Hiçkimse “eline sağlık” demedi, dedim. Bu hikaye gerçekten güzel olsaydı sizden önce bir keşfeden olurdu. Bana bu kadar iltifat etmeyin sonra eldeki mevcut çorbadan da oluruz dedim. Oktay Sinanoğlu, “Sen küresel komployu, elitleri, hatta yeni yıkılan ikiz kuleleri bile yazmışsın hem de yıllar önce” dedi. Peki hocam o zaman niye kimse bu hikayeyi okuyunca sizin kadar beğenmedi, heyecanlanmadı, eğer birkaç kişi yıllar önce sizin bu günkü desteğinizi verseydi ben daha az acı çekerdim dedim. Oktay Sinanoğlu “anlamamışlardır ya da kıskanmışlardır” dedi. Sonra fikir arkadaşlığına başladık. Oktay Sinanoğlu şiirlerim için de “Türkçe’nin en güzel şiirleri” dedi. “Seni bazıları anlamıyorlar, bazıları da kıskanıyorlar, görmezden geliyorlar” dedi. O gün, bu gün beni fecii biçimde azarlıyor ve bastırmadın mı yeniden bilimkurguları, bastırmadın mı şiirleri diye kızıyor. Yeni Türk tasavvufunun en güzel şiirleri bunlar diyor. Ben de başladım sararmış kağıtlarda kaybolmak üzere olan şiirlerimi toplamaya, bilgi sayarlarım çöktüğü ve evim yandığı için de bilimkurgu hikayelerimi yeniden dizmeye. Sırf hoca yeniden azarlamasın diye. Çünkü en son yemeğe davet etti ve yayıncı da buldum, bekliyor, telif de ödeyecek bas şunu be kardeşim, yayınla şiirleri de... Hoca yayıncı da bulmuş mecbur yazmak lazım. Ama sahte milliyetçilerden, sahte Türkçecilerden öyle nefret gelmiş ki son bir yıldır zaten yazılmış olanları dizmeye, dizdirmeye bile isteksizlik var içimde. Sadece Oktay Sinanoğlu’nun çok beğendiği 13 Bin Yıl Sonra adlı bilimkurgu hikayeyi dizdirdim.
.

Eserleri


Yaşanmamış Sonbahar 1985,
Devler ve Böcekler 1990 olmak üzere iki şiir kitabı var.
30’ yakın kitap yazdı, bilimkurgu külliyatı oluşturdu.
Cennet Atları
Sobuska Palangası
Çoban Yıldızı
Karıncalar Çiftliği
Berlin Türküleri
Uzaydan gelen Çocuk
Gelecek Yüzyıldan Anılar
Bilimkurgucu Çocuk Krallar Dönemi
Göl Canavarı
Modacı Küçük Kız
Bir Kitabın Serüvenleri
Ata'nın Rüyası
Bir Anadolu Masalı
Din Sömürgenleri