Oradayım Şiiri - Hüseyin Yurttaş

Hüseyin Yurttaş
39

ŞİİR


13

TAKİPÇİ

Oradayım

oradayım, senin çığlıkları çiğnediğin yerde
rüzgârların dövdüğü kayalıklarında promete’nin
yalçın yamaçların uykusuzluğunda
oradayım, geçmiş karanlıkların izinden
senin geldiğin yerde

günü ağartacak bir gülümseme gökyüzünden
çakır yıldız gecenin soluğu tükenirken
göç yalnızlıklarının yükü ezik ezgiler
ormanları uğuldatan “destansı öykü”ler
çalınmış ateşlerle ışıyan isyan günleri
kanımı kamaştıran büyülü çekim

kahrın yollara döktüğü kalabalıklar
toz duman içinde yürürken
en önde en sonda ben
kün gibi, kozmos gibi doğuyorum kaosun elinden
tanrı çekirdeğiyim
yeni benler doğuyor benden ve ötekiler
çoğalan varlığım, üreyen, ele geçiren
işte oradayım, varoluşun sancılı kanallarında
henüz ses tellerim bile yok
sanal çığlığımı da aldın elimden

oradayım, senin her şeyi çiğnediğin yerde
bir ses gerek bana, yoluma yoldaş çağırmaya
elini tutacağım bir dost
kartal gölgeleri üzerine çullanırken
ciğerlerim deşilirken, gözlerim oyulurken
dupduru maviliklerle yıkanır içim
yenilenir, yeniden gelirim
umuttur yeşerir her mevsim içimde
kökleri sarmıştır yüreğimi
oradayım işte
gel
sök sökebilirsen!

Hüseyin Yurttaş
Kayıt Tarihi : 27.10.2012 20:21:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Hasan Büyükkara
    Hasan Büyükkara

    Bir okuyucu şairi başka şairlerle kıyaslamam ile ilgili sitem etmiş özelimden..mesela demiş ismet özelin buradaki imgelere karşılık düşen hangi imgesi var ki??? şeklinde bir sitem bu..

    Bu şaire karşı yapılmış bir hareket kabul edilmesin ama...

    mesela göç ile ilgili bir dizeyi tokuşturalım..

    göç yalnızlıklarının yükü ezik ezgiler ..hüzeyin yurttaş..

    evet meramını anlatabilen ve şiirsel bir mısra

    ancak şu dize öyle mi ?

    çocuk e harfine yaslanmış uyuyordu

    şeklinde girişi olan bir göç şiiri var ismet özelin...evet kadın erkek çoluk çocuk bir göç bu..ve o göçer grubunda annesi bir çocuğu ninni nakaratı olan eee ee sesine yaslamış uyutuyor..devamı şöyle bu dizenin

    çocuk e harfine yaslanmış uyuyordu
    sonra saçlarımız kapandı, denklerimiz bağlandı sonra
    boyuna ateşler söndü dağlarda
    bir yıldız boyuna söndü durdu
    çocuk insan seslerine yaslanmış uyuyordu
    başka bir temayı ele alalım..sonsuzluk ve gökyüzü tema sını

    şair sonsuzluk belirtisi olarak maviyi belirtirken çoklarınca yapılan bir imgeye başvuruyor..evet şiir ama sıradan..sarsıcı değil..

    dupduru maviliklerle yıkanır içim

    ama ismet özel de mısra haysiyeti ve boşa atılmış kelimenin bulunmaması dikkat çekici aynı tema için..

    değil mi ki beni şımartan gökyüzüdür
    ve ben o tanyerlerinin sulbünden gelmekteyim

    veya varoluş teması..belki de şairin burada yaptığı en iyi mısralardan birisi ..tanrı çekirdeği imgesi de yeni ve sorulara yol açabilmesiyle de başarılı bir imge...

    şair varoluşu anlatan dizesinde diyor ki..

    kün gibi, kozmos gibi doğuyorum kaosun elinden
    tanrı çekirdeğiyim

    oysa ismet özelin şu mısraları insanı tanımlama da gerçekten daha ferah ve daha şiirsel..


    İnsan
    eşref-i mahlûkattır derdi babam
    bu sözün sözler içinde bir yeri vardı

    Şairin diğer şiirlerine de baktım..ki zaten önceden hakkında malumatım mevcuttu...şiirle ömrünü geçirmiş değerli bir insan..çabalarının karşılığını bir çok ödülle de almış..belki de ahmet arif onun kadar ödül almamış..ama A. arifin incecik kitabı -hasretinden prangalar eskittim - kaç nesilin koltuk altı kitabı olmuştur...

    beni böylesi bir mukayeseye itmekle iyi mi yaptı, kötü mü yaptı bilmiyorum özelimden yazan arkadaş..ancak bir çırpıda aklıma gelenleri yazıverdim işte cevap niyetine..

    konu şiir olduğu için genele yazamak doğru olur diye de cevabımı buradan yazdım...

    saygılar



  • Beste Mağrur
    Beste Mağrur

    oradayım, senin her şeyi çiğnediğin yerde
    bir ses gerek bana, yoluma yoldaş çağırmaya
    elini tutacağım bir dost
    kartal gölgeleri üzerine çullanırken
    ciğerlerim deşilirken, gözlerim oyulurken
    dupduru maviliklerle yıkanır içim
    yenilenir, yeniden gelirim
    umuttur yeşerir her mevsim içimde
    kökleri sarmıştır yüreğimi
    oradayım işte
    gel
    sök sökebilirsen! anlatılmış;ve ben anladım ve ben çok keyif aldım teşkler...

  • Tayyibe Atay
    Tayyibe Atay

    'hayret
    nasıl sığmış bu koskoca ağaç
    minicik çekirdeğe!..'

    sığmış mı,sığmış işte...toprağa tohum düşünce,olanlar oluyor...kimi çürüyor,kimi de yıptıp çekirdeğin kabuğunu,çıkarıyor başını yeryüzüne..bu gökyüzü altında büyüyor da büyüyor,,hem toprak altındaki kökleriyle,hem de uzattığı dallarıyla...beni asıl hüzne götüren şey,çürüyecek olmamdır toprağa düşünce!..

    neyse..benim çekirdeğim,bendedir yine de!..annemin çekirdeği de annemde:))ve babamın bana bağışladığı virgüldür hayatım!..yaşar giderim kendimce ki;herkesin yaptığı da budur sonuçta...

    'ah ömrüm
    başta bitmeyecek kadar uzun
    sonda yıldız kayması kadar kısa
    masala benziyorsun!..'

    mu demiştim ne bir şiirimde,unuttum!.:))))

    en iyisi,ayçiçeği çıtlatmaya gideyim biraz...herkese saygılarımla...

  • Perihan Pehlivan
    Perihan Pehlivan

    kutlarım içten köklü olmalı böyle duygular yıkılmamalı bir uçuk rüzgara

  • İbrahim Değerli
    İbrahim Değerli

    Yürekten tebrikler üstadım.

  • Selçuk Bekâr
    Selçuk Bekâr

    Nafta Lin (Bir ek) Bu anlamdaki bilim içe dönerek elde edilebilen bir bilgi olduğundan GERÇEK ulemâ bilime yabancı değil, âşinâdır. (Sanırım sen de bunu kastettin (veya ben öyle anladım (Neyse...)))

  • Selçuk Bekâr
    Selçuk Bekâr

    Sinyali doğru der: 'Tanrı çekirdeği' haddi aşan bir deyim.
    Nafta Lin: Tanrı düşünmez. Bilimin sahibi henüz mevcud olmayanı da bize sunar (veya sunmaz) ona verir, ondan almaz.
    Şükrü Özmen: Naime Hanım'a katılıyor, tebrik ediyorum.
    Başım ağrıyor, hattâ zonkluyor.
    Uğrarız yine kısmetse

  • Hasan Büyükkara
    Hasan Büyükkara

    mayalanma; organik maddelerin bazı mikroorganizmalarca salgılanan enzimler etkisiyle uğradığı değişiklik, tahammür, fermantasyon

    denilmekte vikipedi de..yani mikro canlılar bazı yapıları uygun ortamda niteliksel ve niceliksel bir değişime uğratabiliyorlar..

    exract yani özüte gelince ,kimyasal olarak şöyle açıklanmış..herhangi bir maddenin, alkol, eter gibi bir eriticiyle ayrılmış ya da başka bir yolla elde edilmiş özü, hulasası özeti.

    şimdi toparlarsak...tasavufi anlamda çekirdek hemen hemen hiç kullanılmamış insanı tarifte..

    ama

    hoşca bak zatına ki zübde i alemsin sen
    merdüm i dide i ekvan olan ademsin sen

    meşhur beytinde...kendine bir güzelce baktığında var olanların gözbebeği ve bütün varlıkların görünen ve görünmeyen herşeyden varlığında ölçekli olarak bir parça bulunduran yani alemin özütü olan insansın sen

    denilmekte..

    imdi.....

    insan varolanlar içinde mayalama özelliği olan bir microorganizma bence...ve bunu en bariz şekilde şiir vasıtasıyla yapar..

    şiir gerçek bir microorganizmaysa eğer vardığı dimağ ve yüreklerde bir mayalanma yapar...

    belki tam toparlayamadım..ama arasını umarım okuyucular doldurur..

  • Hasan Büyükkara
    Hasan Büyükkara

    Bir okurun, çekirdek ve tohum farkına felsefi bindirme yaptığı telmihin kaynağı eski değilidir..kadim gelenekten gelmemektedir..Saidi nursinin uzun vaaz ve sohbetleri andıran yazılarından birisinde geçen

    Demek, İmân bir mânevî Tûbâ-i Cennet çekirdeğini taşıyor. Küfür ise mânevî bir Zakkum-u Cehennem tohumunu saklıyor.

    sözüne binaen nur bağlılarının bir hikmet arayışı şeklinde münazaralarından neşet eden bir durum

    ben bunu saidi nursinin özel bir kastla, çekirdek ve tohum arasındaki bir nüansa işaret kastıyla yazmadığını düşünüyorum

    Burada bu konuyu noktalayarak çekirdek ve tohum sözcüklerini ele almak istiyorum

    çekirdek kelimesi etimoloji itibarıyla türkçe bir kelime..kabuklu olmasından mütevellit kabuğunun kırılması esnasında çıkardığı sesten ilhamla icad edilmiş bir kelime..şekürdek, çekürdek ve nihayet çekirdek olmuş..türkçemizde çekirdeğin kullanılışında tohum anlamı saklı olsa da bazan farklı anlamlarda da kullanılmakta..mesela atom çekirdeği atomun tohumu değildir.
    çünkü atomun çekirdeği uygun ortamda (toprakta veya rahimde veya buna benzer bir yerde) yeni atomlar meydana getirmez..keza hücre çekirdeği veya bilgisyar çekirdeği veya çekirdek aile kavramlarında geçen çekirdeğin Dölleyici özelliği yoktur..

    oysa tohum, farsca bir sözcük ve içinde gelecek nesilleri saklayan anlamında..

    tanrı çekirdeği ucu açık bir çağrışım veriyor...bir önceki okurun söylediği gibi bu tohumun içindedir tanrı..''insan yaratır tanrıyı'' demek için çağrışım yapabileceği gibi, tanrı,kendi özelliklerini bir tohum içine şifrelemiş ve onu yeryüzüne göndermiştir anlamını da taşır..

    Bir de maya ve exract (özüt) kelimesi var..bunların da anlamını verdikten sonra bu dördü arasındaki ilişki ve bunun şiirle ilişkisini vermek istiyorum..

    DEVAM EDECEK

  • Hasan Büyükkara
    Hasan Büyükkara

    Bir önceki yazımızda niçin şamanizm e değindik..şamanizm doğayı yer , yer altı ve gökyüzü olarak algılar..bu ayrımsama fiziki anlamındaan çok varoluşun ahlak dahil katmanları gibidir.. yer altında kötücül güçler , gökyüzünde iyicil güçler vardır..yeryüzünde de klan veya aşiret yaşamaktadır..şamanların kam dedikleri ermiş zat ak şaman veya karaşamanlık mertebelerini elde ederek bu güçlere etki eder..Bu güçlerle etkileşimi asla sihirde olduğu gibi kişisel değildir..kabile veya aşiret içindir. onların etik sağlık ve yaşama kalitesini artırmaya dönüktür.. şaman bilgilerini, büyük bilginin kaynağına erişmiş olanlardan el almak suretiyle ve astral yolculuk diyebileceğimiz göç hali içinde belli çilelerden geçmek suretiyle elde eder

    islam türklerle iç asyada buluşmasında tasavvuf esaslı oluşu dikkat çekicidir....esasen tasavvufi yapılanmaların, diğer semavi dinlerde de var olduğunu, ezoterizm bağlantısını kuranların bunu iç asyaya ve hindistana uzattıklarını bilmek lazım..

    Şir büyük ve tepeden bakılması halinde böyle bir kam veya şaman ruh halini görmekteyiz..

    yeraltı veya bilinçaltı karanlıklarından , gökyüzünün maviliğine ve gülümseyen yüzüne doğru bir toplu yürüyüş hali , bir göç hali içinde karanlıkları yok ederek göğün maviliklerine uzanan ve varoluşunu kaostan yani karmaşa ve karanlıktan düzenliliğe kozmosa doğru bir akış olarak niteleyen, ferdi kurtuluş yerine göç halinde olan tüm aşiret için kurtuluş çabası veren, öğreti ağacının var
    oluşunda yüreğine kök saldığından dem vuran anlayış

    bu coğrafyaya göç eden türkler esasen bu anlayışı genlerinde saklamakta ve devretmektedirler..şekilsel değişime karşın içsel özüt daima muhafaza edilmektedir..

    islam bu yüzden buluşmuştur türklerle..sosyalizm de öyledir..yani birlikte göç yolunda olduğumuz obamız insanının içinde geride kalanlarını korumak gözetmek kurda uşa yem etmemek arzusu olarak daima vardır içimizde..

    biz , zengin olanın, bey olanın , güçlü olanın aynı zamanda erdemli ve bu olanaklarını toplumsal iyilik yönünde kullanması yanlısıyızdır..bu anlamda içimizden bey , hakan , mirza veya ağa çıkmasına karlı değiliz lakin erdemlerine kavuşmamış olan bolu beylerine karşıyızdır..

    züğürt ağa bir semboldür...toplumun ortak yararı için kendisini feda eden ve kurallardan fedakarlık etmeyen

    biz beylerimizi böyle görmek isteriz...sakıp sabancıyı , töreden ve dilimizden etiğimizden konuştu diye saygıyla ağa mertebesine oturtmuşuzdur..

    nice parti başkanını . sendika ağasını kişisel tavırlarındaki az buçuk bu etiğe uyduğu için bütün kusurlarını kapatmışızdır..

    neyse işte..

    umarım şiirden uzaklaşmadık..aslında çekirdek tohum mayalanma extract gibi konulara girmek istiyorum ama..bir sonraki yazımda..kafamı toparlayabilirsem...

TÜM YORUMLAR (25)