Orada kimse yok Şiiri - Başak Kaya

Başak Kaya
31

ŞİİR


2

TAKİPÇİ

Orada kimse yok

MENÜ

Paylaş

Sayfam
Kişinin duyguları, bildikleri ile ters orantılıdır. ne kadar az bilirsen o kadar çok kafan kızar. b.russel
Başhak
Başhak
35 şiiri kayıtlı
Orada kimse yok
Takip Et
Beğen
Yorum
Rapor Et
Şiiri Düzenle
( 1 kişi )
0

Yorum

4

Beğeni

5,0

Puan

46

Okunma

Önceki Şiir
Sonraki Şiir
Orada kimse yok
Biliyorsun değil mi, orada kimse yok.
Tamam.
Rol yapmayacağım bu kez.
Abartmayacağım da.
Kendimle konuşuyorum zaten, kimi kandırıyorum.
Bak,
biliyorsun değil mi, orada kimse yok.
Kapıyı çalıyorsun içinden,
belki biri duyar diyorsun.
Kim duyacak?
Duvar mı?
Yastık mı?
Telefonun kararmış ekranı mı?
Saçmalama.
Sen yine dramatize ettin meseleyi.
Ama yok gerçekten.
Orada kimse yok.
Gece olunca iyice ortaya çıkıyorsun.
Gündüz güçlü, normal, hatta yer yer komik.
Ama gece.
Gece sen tam bir felaket dosyasısın.
Hadi dürüst olalım.
Sen yoruldun.
Herkese güçlü görünmekten,
“iyiyim” demekten,
için çürürken yüzüne filtre takmaktan yoruldun.
Ve en kötüsü ne biliyor musun.
Kimse fark etmedi diye kızıyorsun.
Ama sen de söylemedin ki.
Bak, bunu itiraf edelim.
Kimse akıl okuyucu değil.
Sen sustun.
Sonra da kimse anlamıyor dedin.
Komiksin biraz.
Acıklı ama komik.
Biliyorsun değil mi, orada kimse yok.
O yüzden geceleri kendi sesin yankılanıyor.
O yüzden düşünceler hoparlöre bağlanmış gibi.
O yüzden küçücük bir anı
dev bir hesaplaşmaya dönüşüyor.
Keşkelerin var.
Uzun bir liste.
Keşke o gün susmasaydım.
Keşke o kapıyı çarpıp çıksaydım.
Keşke kendimi bu kadar küçültmeseydim.
Ama yapmadın.
Çünkü kalmayı seçtin.
Beklemeyi seçtin.
Belki sevilmeyi ummayı seçtin.
Ah.
İşte orada biraz dağılıyorsun.
Sevilmek istedin.
Çok mu büyük bir şey istedin.
Hayır.
Ama yanlış yerlerde istedin belki.
Ya da yanlış zamanda.
Ya da yanlış insanlardan.
Bak yine başlıyorsun suçlamaya.
Dur.
Herkes kötü değildi.
Sen de masum değildin.
İkisi de doğru.
Şimdi gel şuraya otur.
Kaçma.
Benimle kal.
Kal ki şunu birlikte kabul edelim.
Bazen gerçekten kimse yok.
Aradığında açan yok.
Anlattığında anlayan yok.
Yanında duran yok.
Ve bu çok can yakıyor.
Çünkü insan dediğin şey
yalnız kalmak için yaratılmamış.
Ama bak,
şimdi en dürüst yerindesin.
Yıkık, evet.
Biraz dağınık.
Biraz kırgın.
Biraz artık yeter noktasında.
Kendinle dalga geçiyorsun ya hani,
abartma ya, geçer diyorsun.
Ne dramatik adamsın diyorsun.
Gülüyorsun kendi hâline.
Ama gözlerin dolu.
İşte orası gerçek.
Biliyorsun değil mi, orada kimse yok.
O yüzden bu konuşmayı biz yapıyoruz.
Ben ve ben.
Ve bak ne diyeceğim şimdi sana
hazır mısın.
Bu kadar güçlü görünmeye çalışmasan da olur.
Bu kadar toparlanmış olmak zorunda değilsin.
Bazen gerçekten yıkılabilirsin.
Hatta şu an.
Biraz yıkılıyorsun galiba.
Komik değil mi?
Kendi kendine iyiyim deyip
içinden çöken bir bina gibi ses çıkarmamak.
Bak dalga geçiyorum seninle.
Ama enkazın altından konuşuyorum.
Biliyorsun değil mi,
orada kimse yok.
Ve galiba en çok da
bu yüzden
bu kadar ses çıkarıyor içindeki çöküş.Biliyorsun değil mi, orada kimse yok.
Tamam,
kaçmayacağım.
Bak yine başladın,
dramatize etme diyorsun kendine.
Sanki acının da bir kota sınırı var.
Sanki fazlası ayıp.
Biliyorsun değil mi, orada kimse yok.
O yüzden mahkeme salonunu da sen kuruyorsun,
hakimi de sen oynuyorsun,
sanık sandalyesinde yine sen oturuyorsun.
Suçun ne?
Fazla hissetmek.
Ceza
Kendini küçültmek.
Bak itiraf et.
Sevilmek için boyunu kısalttın sen.
Omuzlarını içe kapattın,
ışığını perdeledin,
rahatsız etmeyeyim diye
kendi kalbini susturdun.
Ama gel buraya, kaçma.
Ben senin avukatınım aynı zamanda.
Şimdi savunma yapıyorum
Bu adam yoruldu.
Bu adam güçlü görünmekten omurga ağrısı çekiyor.
Bu adam geceleri kendi enkazını süpürüyor
sessiz bir belediye işçisi gibi.
Gülme.
Evet, komiksin biraz.
Trajedini bile mizaha sarıp servis ediyorsun.
Geçer ya diyorsun.
Ne geçer.
İçindeki boş oda mı taşınacak başka eve.
Biliyorsun değil mi, orada kimse yok.
Kapıyı çaldığında yankı geri geliyor.
Yankı da senden bıkmış biraz.
Gece olunca aynaya bakıyorsun.
Ayna seni değil,
yarım kalmış ihtimalleri gösteriyor.
Bir ihtimal vardı hani
olmadı.
Bir cümle vardı
yutuldu.
Bir el vardı
tutulmadı.
Keşkeleri sayma artık,
tesbih gibi çekiyorsun her gece.
Peki ne yapacaksın şimdi.
Bilmiyorum.
İşte en dürüst cevap bu.
Bilmiyorsun.
Ama bak, şunu biliyorum.
Sen kendine düşündüğünden daha merhametlisin.
Kendini yargılarken bile
cümlelerin sonuna yumuşak bir battaniye bırakıyorsun.
Tamam, hatalıydım ama.
Tamam, zayıftım ama.
Tamam, dağıldım ama.
O ama var ya
işte orada seviyorsun kendini.
Biliyorsun değil mi,
orada kimse yok.
Ama burada bir şey var.
Nefes alıyorsun.
Kalbin hâlâ atıyor,
hem de bütün kırıklarına rağmen.
Bak şimdi dürüst olalım.
Sen sandığın kadar zayıf değilsin.
Sadece uzun süre dayanıklı oldun.
Dayanıklılık da bir yerden sonra
insanı taş yapmıyor,
toz yapıyor.
Ve sen biraz toz oldun.
Dağıldın.
Evet.
Ama toz dediğin şey
ışık vurunca görünür.
Gece karanlığında bile
pencere aralığından sızan ay
senin dağılışını parlatıyor.
Kendinle konuşuyorsun ya hani,
abartma diyorsun,
ne dramatik adamsın diyorsun.
Gülüyorsun.
Sonra susuyorsun.
Ve o suskunlukta
bir çocuk sesi var.
Ayakkabısız.
Üşümüş.
Ama hâlâ bekliyor.
Onu azarlama.
O sensin.
Sevilmek isteyen yerin.
Biliyorsun değil mi,
orada kimse yok.
O yüzden bu konuşmayı biz yapıyoruz.
Ben sana kızıyorum,
çünkü potansiyelini harcadığını düşünüyorum.
Ben seni seviyorum,
çünkü yine de vazgeçmediğini biliyorum.
Enkazın altından konuşuyorsun diyorsun ya
evet.
Ama bak dikkat et.
Sesin hâlâ çıkıyor.
Tamamen yıkılmış bir bina
ses çıkarmaz.
Sen hâlâ konuşuyorsun.
Hâlâ kendini sorguluyorsun.
Hâlâ sevgi istiyorsun.
Bu utanç değil.
Bu insanlık.
Biliyorsun değil mi,
orada kimse yok.
Ama burada
şu göğsünün tam ortasında
bir yer var.
Henüz boş değil.
Kendinle dalga geçiyorsun,
kendini yargılıyorsun,
kendini suçluyorsun.
Ama yine de
her cümlenin sonunda
kendine bir sandalye çekiyorsun.
Gel otur diyorsun.
Ve belki de mesele şu.
Orada kimse yok diye
kendini de yok saymana gerek yok.
Bak, yine yıkılıyorsun biraz.
Tamam,
yıkıl.
Ama bu kez
enkazın altından değil,
enkazın üstünde otur.
Tozlu, dağınık, kırık
ama yaşayan biri gibi.
Biliyorsun değil mi,
orada kimse yok.
Ama burada
sen varsın.
Ve belki
bu kez
bu yeter.

Başak Kaya
Kayıt Tarihi : 27.2.2026 14:21:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


6 ay silip tekrar yazma rekorumu yayınlıyorum

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!