On Yedi Adım Şiiri - Mehmet Ata Günal

Mehmet Ata Günal
10

ŞİİR


3

TAKİPÇİ

On Yedi Adım

Tandırın başında dönen ekmek,
Osman duydu annesinin sesini:
“Yarın davarı otlatma sırası bizde,
Hayvanlar sana emanet.”

On beş yaşında bir yürek,
İlk kez ağır bir sorumluluğu taşır.
Köydeki her evin koyunları,
Gözünde, elinde, vicdanında emanet.

Bir an duraksar:
“Ana, ya kurt, çakal önüme çıkar,
Tüfeği alayım ne olur ne olmaz.”

Annesi başını iki yana sallar:
“Olmaz oğlum, baban duyarsa kızar.”

O gece rüyasında koyunlar dağılır,
Karanlıkta parlayan gözler…

Sabah, gün doğmadan uyanır Osman.
Annesi çantasına ekmek, peynir, kuru üzüm koyar,
Minicik bir kova da uzatır:
“Bunu da al,” der.
“Yük olur,” der Osman.

Kapıdan çıkarken ses gelir arkadan:
“Bak Osman, gölgen on yedi adım olunca dön eve.”

Ayşe teyze yetişir son anda:
“Bu koyunun adı Leyla,
Doğumu yakın, gözün olsun onda.”

Sürü köyden çıkarken,
Koyunlar sabah serinliğinde isteksiz.
Kuzular analarına dolanır,
Meleyişler köyün içini titretiyor.

Osman değneğini yere vurur:
“Haydi, akşama yine buradayız.”

Bir kuzu sendeleyip düşer,
Osman kucağına alır, birkaç adım taşır,
Anasının yanına bırakır.
Çobanlık demek,
Yürümek değil,
Ayırmayı bilmek demek.

Toprak yol uzanır önlerinde,
Ayaklar yere vurdukça toz kalkar,
Hava ince bir bulutla dolu.
Köy geride,
Taşlar ve bozkır önlerinde.

Meraya vardığında koçlar kafa kafaya gelir,
Toprak savrulur, Osman değneğini kaldırır:
“Kes!”

Ses titrer, geri adım yok.
Koçlar homurdanarak ayrılır.

Bazı koyunlar meranın dışına süzülür,
Ekili alana yönelir.
Osman koşar, kollarını açar:
“Olmaz!”

Koyunlar geri döner,
Osman derin bir nefes alır.

Güneş tepedeyken, gölgesi kısalır,
Öğle vakti gelir.

Gölgesi tek adıma düştüğünde,
Koyunlar geniş yapraklı ağacın altına toplanır.
Osman başka bir ağacın gölgesine geçer,
Çantasını açar;
Ekmek, peynir, kuru üzüm dizilir.

Tam ilk lokmayı alacakken…
Su yok.

Pişmanlık boğazına düğümlenir.
Koyunları tekrar meraya salar,
Gölge dört adıma çıkar, vakit kaçar.

Kuyunun başında su berrak ve serin,
Ama eli yetmez;
İp yok, kova yok, kuyu derin.

Gömleğini suya sarkıtır,
Pantolonunu bağlar, dal keser.
Diken batar parmağına, umursamaz.
Islanan kumaşı dudaklarına götürür,
Suyu emer.

Bir kez…
Bir kez daha…

Sonra parmak acısı fark edilir,
Çengelli iğne çıkarır dikeni.
Gömleği kurur, giyer.

Meraya döner, gölgesini sayar:
On yedi adım.

Tam toparlanacakken,
Kalbi sıkışır.
Leyla yok…

“Leylaaa…”

Çalılıktan cılız bir meleyiş gelir,
Leyla doğurmuş, Osman diz çöker.
Sessizce izler,
Kuzuyu temizler, cebine yerleştirir.

Köye vardığında Ayşe teyze gözleri dolu:
“Helal olsun,
Artık çocuktan sayılmazsın.”

Ertesi gün köy yumurtalarla ödüllendirir,
Ama asıl kazancı şudur:
Sorumluluk,
Sabır,
Cesaret
Ve pişmanlık
Taşınarak öğrenilir.

Ve Osman bunu
Hayatı boyunca taşır.

Mehmet Ata Günal
Kayıt Tarihi : 7.2.2026 21:51:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!