Eğitimci- yazar, şair ve siyasetçi.
1953, Hazro/ Diyarbakır doğumlu.
Hazro Merkez İlkokulu (1965) , Siirt Lisesi (1969) , Diyarbakır Eğitim Enstitüsü (1973) , TODAİE (1982) mezunudur. Near East Üniversitesi yüksek lisans derecesi vardır. Orta dereceli okullarda bir süre öğretmen ve idareci (1973-77) olarak çalıştıktan sonra MEB merkez teşkilatında görev alarak şube müdürlüğü (1977) , eğitim uzmanlığı (1978) , bakanlık müşavirliği (1978-84) Talim ve Terbiye Yayımlar Dairesi başkanlıklarında (1985) bulundu. Görevinden ayrılarak Mesaj Yayınlarını kurdu. Panel dergisini çıkardı ve yöneticiliğini üstlendi (1989) . EGO Genel Müdürlüğü görevinde bulundu. 20. ve 21. dönem Diyarbakır milletvekilliği yaptı. ESAM Genel Başkan yardımcılığını yürüttü.
Yazı ve şiirleri Türk Edebiyatı (1985) , Panel (1989) , Pınar (1989) , Milli Gazete (1987-89, 2005-09) dergi ve gazetelerinde yayınlandı.
Eserleri
Şiir: Ceylanım (1985) , Heval (2006)
Deneme - İnceleme: Tevhid Mücadelesi (1985) , Medeniyetimizin Kökleri (1987) , Yaşadığımız Çelişkiler ve Davet (1988) , Düdük Çalacaksa Eğer (1990) , Bir Başka Açıdan Kürt Sorunu (1992) , Güneydoğu Sorunu Ekonomik Boyut (1997) , Nasıl Bir Devlet (1999) , Nasıl Bir Eğitim (2000) , Guantanamo Medeniyeti (2006) , Kürt Sorununda Ezber Bozmak (2008) .
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!