Okumak, insânî bir eylemdir. İçerisinde; düşünmeyi, akletmeyi, gözlem yapmayı, farkındalığı barındırır. Bazıları okumayı sadece yazıyı okumak olarak algılar. Bence okumak, kısıtlanamayacak kadar geniş bir anlam barındırır içerisinde. İnsan; bazen gördüğü şeyleri okur, bazen işittiklerini okur, bazen okuduklarını okur. Sadece basit bir okuma değildir. Okuduklarından yeni manalar çıkarabiliyor ve ona bir anlam katabiliyorsa, o zaman orada bir okuma eylemi vardır.
Aslında çoğu zaman da insan kendi sukûnetini okur. İçe doğru bir yolculuğa çıkar. Ne görür, ne işitir, ne de bir yazıyı okur. Kendi iç dünyasında uzun bir yolculuğa çıkar. İşte bu okumanın en ileri hâlidir: farkındalıktır. Varlığını fark etmek, varlıkları fark etmek, varlıklar içerisinde varlığına yer bulabilmektir. Okumanın zıttı bir nevi hiçlik oluyor. Okuyamayan insan hiçtir. Kitap okuyamaz, kendini okuyamaz, ailesini okuyamaz, evladını okuyamaz, milletini okuyamaz, ecdadını okuyamaz, dostunu, düşmanını okuyamaz, kâinatı okuyamaz. Kime gerçekler acı gelirse, o zaman okumaktan kaçar. Okumak bir sorumluluk gerektirir. İnsanı harekete geçirir.
İnsanın bu hayatta öğrenmesi gereken en önemli haslet, okuyabilmektir. Böylece var olmanın hazzını yaşar. Bu kısacık hayatına çok büyük anlamlar katabilir.
24.01.2025
Ahmet TABAK
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta