Gözlerin bir bahr-ı dildir, gark olur her dem hayâl,
Zülfünün dâmında gönlüm, nevmîd-i vuslat u hâl.
Şem-i ruhsarın yanar da, pervaneler bî-çâredir,
Aşk elinden yandı bağrım, kalmadı zerre mecâl.
Gönül kenz-i mahfî imiş, hazîne-i pinhân benim,
Bu tılsımı bozan aşkla, sultân-ı cihân benim.
Sığmam ne Arş'a ne ferşe, sığmaz bir mekân benim,
Can mülkünde hüküm süren, o ulu fermân benim.
Dua ettim, sesim çarptı sağır duvarlara,
Merhem olan çıkmadı bendeki bu yaraya.
Madem duyulmuyor feryadım o yüce katlara,
Bilinsin ki benim tek isyanım Allah'a.
Hâşâ, bu koca evren sahipsiz bir virane,
Kendi ruhumla var oldum,
Toprağa minnet eylemem.
Ateşle yandım, kar oldum,
Yalan bir masal söylemem.
Cevap benim her soruya,
Kâbe benim, kıble benim, secde-i zâtım bendedir,
Vahy-i kadîm, sırr-ı azîm, nutk u lisanım bendedir.
Sorma sakın başka ilâh, şerh ü beyânım bendedir,
Arş-ı âlâ, taht-ı revân, mülk ü mekânım bendedir.
Toprağı kanla ben yoğurdum,
Can verdim kuru dallara.
Kendi kendimi ben doğurdum,
Bakmadım hiç falcı yollara.
Kıblem senin o gözlerin,
Gözün aç bak bu cihâna, gördüğün hep Sânî’dir,
Kendi ismin bir masaldır, her ne varsa fânîdir.
Girme sen kesret bağına, dikenlidir gülleri,
Vahdetin şevkiyle yanmak, ömrün asıl şânıdır.
Değil cânı vereni, istemem hiç yadımda,
Değil cânanı bahşedeni istemem huzurumda
Sanki o yaratmışta ben mazurumda,
Gelme istemem seni durma mezarımda.
Görmüyorsun hiç kimse yok yanımda,
Mekândan münezzehim, her zerrede kaimim ben,
Kendi varlığıma hem şahit hem de alimim ben.
Ne arşta ara beni, ne yerde ne göktedir yerim,
Kâinat dediğin rüya, rüyanın hâkimiyim ben.
Âyine-i âlemde, senin nûrunu gördüm,
Zulmet gecesinden nice bin fecrine erdim.
Mescid u meyhâne, kamu bir nûr ile rûşen,
Secdem sanadır, zannetme ki bir başka yerdim.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!