Nuray Alper Şiirleri

26

ŞİİR


15

TAKİPÇİ

Nuray Alper-1983/Ankara
Türkiye Yazarlar Birliği üyesi olup Anadolu Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı mezunu olan Nuray Alper, Milat Gazetesi'nin köşe yazarı.
Kardelen, Genç Kardelen, AY Vakti, Şehrengiz, Mavi Yeşil, Sığınak, Mavi Çınar, Ece, Diriliş, Size, Erciyes, Filbahar, Ortanca, Edebiyat Otağı, Lâlebeli, Poyraz Edebiyat, Vaveyla, TÖRE, Berceste, Kültür Ajanda, Haber Ajanda dergilerinde yayımlanan çalışmalarına Afyon/Kocatepe haber-sanat gazetesinin 'İz Bırakacaklar' köşesinde, sivastimes gazetesinde ve Türkiye Gazetesi'nde de ...

Nuray Alper

Söz biter; hıçkırığa boyanır birgün daha
Sûret-i cemalimde mahzun çocuklar çağlar
Benden alır hüznünü seni görmemiş saha
Fikrimin hicretine tam on dört asır ağlar

...........................Efendim! An yaralı, bu güz sensiz hastadır

Devamını Oku
Nuray Alper

Değerli kalem arkadaşlarım;

Bugün itibariyle Türkiye genelinde yayımlanan Milat Gazetesi'nin köşe yazarıyım. Yazılarıma haftada bir yer verilecektir.

http://www.milatgazetesi.com/Bu-huzur-o-huzur-degil/41341

Devamını Oku
Nuray Alper

Akşam aşkın haşmetinden bölünür bin parçaya
Secde eder su ateşe; gün giyince sahrayı
Bismihu’nun gözlerinden dökülür dar-ı dünya
Ellerimden alır hasret, kalp odunda çırayı
Bana sükût verir yollar, yâre sonsuz mısrayı

Devamını Oku
Nuray Alper

Ey ateş bakışlı yağmur nidası
Tutulup kalmışım nurun içinde
Şu beden mülkümün kırgın edası
Ondan mı gizlenir sur’un içinde

Doğumdan ölüme yapılırken cenk

Devamını Oku
Nuray Alper

Bir baharın eşiğinden geçtim, kalbinizdi. Nur kitabelerinin nezaket tercümesi. Keşfedilmemiş kelimelerin saklı kenti. Yüzünde yağmur taşıyan çocuk samimiyeti. Hû hatırası, dua çağrısı. Hâra vurulan hâyâ; vaveylâ. Kâlû belâdan alnıma yazılan onur ki ömrüm; adını söylemeye bile yetmezdi.
Bir baharın eşiğinden geçtim; kalbinizdi. Gülşene dönüşecek ateşi tanır gibi sevmekti.

Rahle-i tedrisatında aşk öğrendiğim
Efendim;
Şimdi; öncesi benlikten muaf, sonrası benden âzâde bir hâletim. Baştan ayağa siz olup avuçlarınızdan sır içtiğim sahranın ortasında yüreğimde taşıdığım ateşle, ateşin yüreğinde yürümekteyim. Kokunuzu getirmek için elçi tayin edilen rüzgârlar da canımla aynı kaderi paylaşıp, ebedî sermestlik yaşıyorlar. Nabzımda raks eden sevdanın bendesiyim. Gözlerinizden ellerinize, ellerinizden sözlerinize seyrüsefer hâlindeyim. Dünya üzerinde hiçbir keşfin böyle mübarek ve muazzez olmadığına iman etmekte, derununuzda mütemadiyen gezinmekteyim.

Devamını Oku
Nuray Alper

Sürgün memleketin gecesine bırakılan gözü yaşlı çocuk…
Edep meclislerinde iki büklüm dururken kalbi kelâmında, şükrü selâmında; zikrini fikri kılan derviş…
Tutup eteklerinden ömrünün, rikkat ve dikkatle firkati adımlayan cennet yolcusu…
Henüz sonsuzluğa adım atmadan muhabbet şerbetinden içen ve sermest bir hâlde öteleri özleyen gül külü âşık…
Yol yorgun, yolcu solgun.
Öyleyse, sabahı nihan bir kıyamda buluşunca güleriz.

Devamını Oku
Nuray Alper

Dedim ki; gözlerinden zümrüt toplayan rüzgâr, alıp götürmez mi gamzelerini?
Dedi ki ; lisanı kâfi değil gülüşümü anlatmaya.

Lacivert ve duru bir kırgınlığı vardı hayata karşı; oysa hayattı. Yüzünün okyanusunda, ağlamayı sevmeyenlerin gülmeyi bilmeyeceği gerçeği yazılıydı. Ellerinde sabahlardı mimozalar, hepsinin talihi sükût. O’nu farklı kılan yarasını çileyle sulaması mıydı yoksa hasretini hüsranla yıkaması mı; anlayamazdım. Sessizliğimin adıydı. Hüznünde durulur, gülüşünün dizlerine başımı yaslardım. Bir martının kanatlarında titrerken ömürlük şarkım gülüşü incecik bir nehir gibi içime akar, orada şelaleye dönüşürdü. Suyun kalbinde yanardım.

Dedim ki; kirpiğinin ucunda yas tutan keder hangi aşk’tan miras?

Devamını Oku
Nuray Alper

Fazlı gül, ihsanı gül; gülüyorken ilkbahar
Necip bir eda ile kuşatır günü efkâr
Toprağa hasret ekip, hüzün ekleyen rüzgâr
Gönlümün hecesine şairi sorar bu dem
Dudağımda irkilir otuz senelik matem

Devamını Oku