Nuray Alper Şiirleri

12

ŞİİR


16

TAKİPÇİ

Nuray Alper-1983/Ankara
Türkiye Yazarlar Birliği üyesi olup Anadolu Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı mezunu olan Nuray Alper, Milat Gazetesi'nin köşe yazarı.
Kardelen, Genç Kardelen, AY Vakti, Şehrengiz, Mavi Yeşil, Sığınak, Mavi Çınar, Ece, Diriliş, Size, Erciyes, Filbahar, Ortanca, Edebiyat Otağı, Lâlebeli, Poyraz Edebiyat, Vaveyla, TÖRE, Berceste, Kültür Ajanda, Haber Ajanda dergilerinde yayımlanan çalışmalarına Afyon/Kocatepe haber-sanat gazetesinin 'İz Bırakacaklar' köşesinde, sivastimes gazetesinde ve Türkiye Gazetesi'nde de ...

Nuray Alper

Ey ateş bakışlı yağmur nidası
Tutulup kalmışım nurun içinde
Şu beden mülkümün kırgın edası
Ondan mı gizlenir sur’un içinde

Doğumdan ölüme yapılırken cenk

Devamını Oku
Nuray Alper

Bir baharın eşiğinden geçtim, kalbinizdi. Nur kitabelerinin nezaket tercümesi. Keşfedilmemiş kelimelerin saklı kenti. Yüzünde yağmur taşıyan çocuk samimiyeti. Hû hatırası, dua çağrısı. Hâra vurulan hâyâ; vaveylâ. Kâlû belâdan alnıma yazılan onur ki ömrüm; adını söylemeye bile yetmezdi.
Bir baharın eşiğinden geçtim; kalbinizdi. Gülşene dönüşecek ateşi tanır gibi sevmekti.

Rahle-i tedrisatında aşk öğrendiğim
Efendim;
Şimdi; öncesi benlikten muaf, sonrası benden âzâde bir hâletim. Baştan ayağa siz olup avuçlarınızdan sır içtiğim sahranın ortasında yüreğimde taşıdığım ateşle, ateşin yüreğinde yürümekteyim. Kokunuzu getirmek için elçi tayin edilen rüzgârlar da canımla aynı kaderi paylaşıp, ebedî sermestlik yaşıyorlar. Nabzımda raks eden sevdanın bendesiyim. Gözlerinizden ellerinize, ellerinizden sözlerinize seyrüsefer hâlindeyim. Dünya üzerinde hiçbir keşfin böyle mübarek ve muazzez olmadığına iman etmekte, derununuzda mütemadiyen gezinmekteyim.

Devamını Oku
Nuray Alper

Fazlı gül, ihsanı gül; gülüyorken ilkbahar
Necip bir eda ile kuşatır günü efkâr
Toprağa hasret ekip, hüzün ekleyen rüzgâr
Gönlümün hecesine şairi sorar bu dem
Dudağımda irkilir otuz senelik matem

Devamını Oku
Nuray Alper

Sürgün memleketin gecesine bırakılan gözü yaşlı çocuk…
Edep meclislerinde iki büklüm dururken kalbi kelâmında, şükrü selâmında; zikrini fikri kılan derviş…
Tutup eteklerinden ömrünün, rikkat ve dikkatle firkati adımlayan cennet yolcusu…
Henüz sonsuzluğa adım atmadan muhabbet şerbetinden içen ve sermest bir hâlde öteleri özleyen gül külü âşık…
Yol yorgun, yolcu solgun.
Öyleyse, sabahı nihan bir kıyamda buluşunca güleriz.

Devamını Oku
Nuray Alper

Zaman; saçlarımızı kırık umutlarla tararken, kalplerimizin pencerelerinden içeri sızıp iki isim sundu bize; Bir isyanın gölgesi kadar savruk, “unutma”yı fısıldadı kimimize… Sahibini tanıyan ses aşinalığında “hatırlamak” dedi bazen de. Her şey ve herkes bu iki istikamet üzere tayin edildi aslında, tema ve sınırlarıyla. Şekiller müstağni, renkler müstesna.

“Ah ömrüm…” diye başlayan her tümce bir meşgale ile yarım kaldığında… Hep mırıldandığımız şarkının bir sabah kalkıp da adını bulamadığımızda… Laalettayin hareket ve hızlarla kılınan namaz sonlarının teşekkürü çok gören fasıllarında… Kederle ıslanan çocuğun yüzüne bakarken, gözlerimiz uzakları adımlamayıp, ellerimiz ona uzanma ihtiyacı duymadığında… Güzel değil unutmak.
Geldiğimiz diyarı, varacağımız menzil detayını(!) atladığımızda… Sonra, “nasılsa hep var” fikrini bilinçaltında saklayarak hakiki dostu ihmâle aldığımızda güzel değil.

Derviş dağlarda gezer, elinde tespihi yanık yanık hû çeker. Bir gün, bir yörük kızına rastlar, güzel mi güzel. Ona nereye gittiğini sorar. Sarp dağların ardını işaret eden genç kız nişanlısına haluş götürdüğünü söyler utanarak ve ekler; “yesin de güçlensin diye…” Bu defa kaç haluş götürdüğünü sorar dağ gezgini. Daha büyük bir mahcubiyetle eğilir genç kız, al al olan yanaklarına bir tebessüm yollar haya ve der ki; “derviş baba, insan sevdiğine götürdüğünü hiç sayar mı! ? ...”

Devamını Oku
Nuray Alper

“senden her gidişimde, hep bende kalışına;
ziyanı yok sevgilim
yeniden görüşünceye dek ölsem de olur”(N.Alper)


varlığını giyindim, kırgınım bana

Devamını Oku
Nuray Alper

“Toplumlar kadınlarla âbâd ve onlarla berbat olmuşlardır.”
Osman Nuri Topbaş

Vuslat kokan bir cennet sabahından, firak bakışlı dünya çilehanesine gönderilen Havva adıyla başladı kadının tarihi. Yasak meyveye varışın sebebi o saf nezaketin, nedamet durağı hâline gelince dünya, aldanış kadar koyu bir karanın olduğu gibi gözyaşı kadar şeffaf bir aklığın da simgesi oldu kadın. Törelerin, türkülerin, şiirlerin, sevdaların, kavga ve barışların biricik varlık nedeni. Hüzün ve sürûr mimarisi…

Mutlak güzel, eğe kemiğinden narin ve nadide bir vücut yaratırken onun; özünü, yüzünü, sözünü, ziynetini güzel eyledi. Bu gel-geç güzelliğe âlemi meftun kılarken de, ilâhi zirveye ulaşma yokuşunda kadını basamak tayin etti. Çağlar ince nizamı kavrayış noktasında noksan kalırken; bir kadın çağlara bedel oldu kimi, kimi zaman da çağlarca lânetlendi. Kucağında bebeği ile taşlanan sükûta; kitaplar “Meryem” dedi, bir sureye isim kıldı sîretinin güzelliğini. Küfrün bataklığında iman saadetini kucaklayan ve ebedî vuslat ile nikâhlanan asalete Asiye… İffetsiz kelâmın ağır imtihanında iffete rengini veren Ayşe’yi alemlere rahmet olarak gönderilene sevda eyledi. Münzevi bir hasırın manevi kucağında Rabia’ya çileyi cennet gösterirken, vaktin veli yüzlerine onu gıpta ettirdi. Ağrılı, acılı, aykırı bir sevgiyle sevdiğini zindana gönderiveren Züleyha’ya zindan olan sarayı, güzellik sermayesini gözyaşıyla erittikten sonra peygamberî dua ile ona güzelliğini yeniden hibe etti. Heyhat ki; sevgisinde Züleyha’yı model tutan hiçbir güzel, onun gibi ölmeyi bilmeyecekti. Çölde aşk yıldızına; destanlar Leyla dedi, zamanlar maşuku bu isimle zikretti. Devirlerin görünmez hükümran ve kahramanlarıydı onlar. Bilinmedi.

Devamını Oku
Nuray Alper

Değerli dostlar;

Üstadımız Necip Fazıl Kısakürek'i anma etkinlikleri kapsamında gerçekleştirilen ve Konya Büyükşehir Belediyesi tarafından Yükseköğretim öğrencileri için düzenlenen "Necip Fazıl Kısakürek'e Şiir" yarışmasında "Hasretin Billur Serenadı" (rumuz; zühre) isimli şiirimle birinciliğe, "Gençlikten Necip Fazıl Kısakürek'e Mektup" yarışmasında "Söz Makamında Birkaç Damla Vecd" (rumuz; münzevî) isimli çalışmam ile ikinciliğe lâyık bulundum.

Dualarınızdan unutulmamak duasıyla.

Devamını Oku