Nupelda Şiiri - Hikmet Büyükoğlu

Hikmet Büyükoğlu
15

ŞİİR


7

TAKİPÇİ

Nupelda

Zaman, kadim bir tespih tanesi gibi parmaklarımın arasından kayıp giderken, içimde senden kalan o devasa boşlukla bir başıma kaldım. Seni özlemek; bin yıllık bir şehrin kuşatma altında, açlık ve susuzlukla değil de sadece bir "ses" bekleyerek can çekişmesidir. Nupelda; adın dudaklarımda kuruyan bir vaha, hayalin ise göz kapaklarımın arkasına mühürlenmiş bir sürgün. Sen, bu fani dünyanın gürültüsünde duyduğum en dilsiz feryatsın.

Seni aramak için düştüm yollara. Önce Ninova’nın yıkık dökük kütüphanelerinde, isminin hangi tanrıça ile eş tutulduğunu sordum taşlara. Sükût ettiler. Sonra Babil’in asma bahçelerinde, kokunu taşıyan o efsunlu rüzgârı bekledim; fakat rüzgar, sadece senin yokluğunun tozunu serpti yüzüme. Diyarbakır surlarının o kara ve vakur taşlarına yasladım yorgun ruhumu; her bir taş, senin hasretinle çatlamış birer sabır abidesiydi. On gözlü köprüden akıp giden nehir, senin gözyaşlarının hırçınlığıyla yarışıyordu.

Herkesin bir vatanı vardır Nupelda, benim vatanım ise senin hayalinden kurduğum o ulaşılamaz başkenttir. O başkentte caddeler senin adınla anılır, meydanlarda sadece senin sükûtun yankılanır. Roma’nın yolları nasıl ki mutlak güce çıkarsa, benim bütün düşüncelerim de öylece senin imkânsızlığına varıyor. Ben seninle, İstanbul’un yedi tepesinden aynı anda batan güneşin kederinde buluştum; bir yanım Ayasofya’nın vakarı, diğer yanım Kız Kulesi’nin o bitmek bilmeyen yalnızlığı…

Seni özlemek; bir Sümer tabletine aşkı kazıyan kâtibin, tabletin kırılmasıyla yaşadığı o sonsuz hüsrandır. Hasretin, bir imparatorun tahtını terk edip bir derviş hırkasına bürünmesi kadar asil ve bir o kadar sancılı. Sen, bir tarih kitabının en can alıcı sayfasında yırtılmış o gizli paragrafsın; ne tam okunabiliyorsun, ne de yokluğun kabul edilebiliyor.

Şimdi, Mezopotamya’nın o kızıl ufkunda bir yıldız kayıyor; sanki senin bir bakışın evrenin sinesinden geçip gidiyor. Eğer bir gün adımız unutulursa, taşlar dile gelecek. Bir yanda Nupelda’nın zarafeti, diğer yanda bu aşkın bitmeyen kıyameti anlatılacak. Biz kavuşmak için değil, bu büyük hasretin içinde kaybolarak "bir" olmak için yaratılmışız.

Sen benim hiç bitmeyecek klamım, sen benim her sabah yeniden doğan ama her akşam sönen o mukaddes ışığımsın. Hasretinle kurduğum bu başkentte, tacım sabır, tahtım ise senin hiç gelmeyecek olan o gölgendir.

Hasretin bir mabet, ben o mabette dilsiz bir duayım,
Nupelda; sen benim kıyametim, ben senin o sonsuz dünyayım.

Hikmet Büyükoğlu
Kayıt Tarihi : 13.2.2026 01:13:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!