Nodira İbrahim Güçsav
Nodira İbrahim (Jumaniyazova) Güçsav, 10 haziran 1974 senesinde Özbekistan’ın Harzem İlinde doğmuştur. Harzem Devlet Üniversitasınında Biyoloji öğretmenliği okumuş, 2004 senesinde Hidrobiyoloji alanında doktoralık yapmıştır. Amerika, Belçika, Rusya, Tayland, Çin devletlerinde stajlar, konferanslar, ortak proje çalışmalarında bulunmuştur.
Özbekistan Fenler Akademisinin Zooloji Enstüsünde araştırmacı olarak çalışmakla beraber, çocukluktan tutkusu olan sanat ve edebiyatla ilgili çalışmalalarını da sürdürdü.
2001 senesinden itibaren kişisel sergileri olmakta (Özbekistan, Türkiye, Çin).
Türkiye’deki kişisel sergileri Taksim sanat galerisinde (2009), Antalya AnSAN’da (2010), İzmir Sanat galerisinde (2010), Konya Sanat galerisinde (2010) vs bir çok galerilerde gerçekleşti.
İlk kitabı ‘Hilal ile sohbetler’ Özbekistanda ikinci kitabı ‘Ölenler kuş olurlar’ Türkiyede yayınlandı. Şu anda İzmirde, eşiyle kurduğu Şahmaran Sanat Merkezinde faaliyetlerini sürdürmektedir. Uç çocuk annesidir.
‘İki Dünya Arasındaki Kapı’ kitabı yayına hazırlanma aşamasındadır.
Eserleri
'Hilal ile sohbetler'-2009 (Kitap), 'Ölenler kuş Olurlar'-2013(kitap), 'Sükünetin Sesi' 2005 (Öykü, İndigo dergisinde parçalar halinde yayınlanmıştır), 'İki Dünya Arasındaki kadın' 2016 (yayına hazırlanma aşamasındaki kitap)
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!