44- de
Ruhlar aleminden bugün gedim dünya ya.
Saç üstünde kavrulmuş toprakla, kundaklandım.
Topraktan gelmiştim,toprağa dönecektim.
Daha ilk günden toprakla belendim.
O, 'ol' dedi oldum ben.
Galübela da doldum ben.
'Seni sevgimle yarattım' dedi
'Secde et bana yürekten...'
Ol aleme secde ettirdiği ben,
Benim secde ettiğimse Yaratan.
'Benden çok kimseyi sevme,
en çok hakkı sev 'diyen...
Sevdim Mevlam yarattı diye,
çünkü yüreğime üfleyen O.
Galübeladan beri yüreğimi,
Sevgi yolunda kafile eden O.
Bugün ana rahminden,
Dünya ya geldiğim gün.
Bugün ruhlar aleminden,
Dünya ya' merhaba' dediğim gün
Ebem halam daha 17 sinde,
yardımcısı emmim 13 de.
Evde başka kimse yok.
Herkes çeltik tarlasın da.
Anam sancılar içinde.
Tecrübesiz halam perişan.
Emmim korkmuş garip,
şaşkın şaşkın bir köşede.
Sallamışlar anamla beni,
Bir yorganın içinde.
çocuk yaşta insanlar,
Doğurtmuşlar anamı.
Göbeğimi kesmiş halam.
çocuk yaşta olmuş ebem.
Suyumu emmim dökmüş,
Halam beni çimdirmiş.
Anam beni zor doğurmuş.
Oldacı bir bebekmişim.
Anam haftalarca yatmış,
Babam askerdeymiş.
Babam bana 'asker hatırası' der,
Belliki çok sever.
'Yaratan seni bana
armağan etti.' der.
Nice cefalar çektim,
Oldum öğretmen 17 de.
Yaşıtlarıma ders verdim,
Utandım karşıların da.
Nice gençler yetiştirdim.
Vatana faydalı olsunlar diye.
Gecemi gündüzüme kattım.
Kula kulluk etmesinler diye.
Kimisi oldu kaymakam,
Kimisi oldu hukuk adam.
Oldular dört başı mamur
çoğu şimdi mutlular.
Onlarla gurur duyarım.
Her zaman seslerini duyarım.
Oldular vefalı birer dost,
Her zaman arayıp sorarlar.
Oldum şimdi 44' de,
Ne yaşadım ben?
Gönlüm Hak peşinde,
Yanar yanar dururum.
44 yıl yazmakla bitmez.
çile yumakları sarmakla bitmez.
Nihayetinde yaşıyoruz.
çekilecek çileler ölmeyince bitmez.
Bugün ana rahminden,
Dünya ya geldiğim gün.
Bugün ruhlar aleminden,
Dünya ya 'merhaba' dediğim gün.
Niluferim cefa çekmeye geldim.
Hak kulluk nedir öğrenmeye.
Hakka kulluk yapana,
Bir ömür boyu dost olmaya...
(-2009)
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!