Sabahın ilk ışığı sızarken cama,
baktım, güneş doğuyor sandım başlangıçlardan.
Meğer bütün aydınlık,
senin adını fısıldayan ağızdaymış.
Nihal…
İçimde bir güneş doğdu usul usul,
kâinatı yakan.
Seninle soluk almak,
iki dua arasındaki sessizlik gibi;
nefesim kıble oldu senin teninin rüzgârına.
Bir âlem gizli bakışlarında,
her kirpik gölgesi bir ayet.
Okudukça yaklaşıyorum sırra,
varlığınla yok oluyorum.
Tenimde gezen ellerin değil,
ruhumu kavuran ilahi nefes.
Dokunduğun her nokta,
bir zikir oldu nabzımda.
Ateş değil bu,
aşkın ta kendisi;
yanmak değil,
yokluğunda var olmak.
Nihal, sen bir mi’racsın,
bedenimiz sadece bir durak.
Bu tutku, sadece dünyevi bir arzu değil,
canımın kulağa fısıldanan ezanı.
Seninle bir olmak,
vahdet şarabından içmek gibi;
sarhoşum, aklım sende kayıp,
kalbim secdede.
Gün doğdu yine,
ama asıl fecir senin gözlerinde.
Her bakışın bana bir vuslat,
her uzaklık bir hicran.
Bu aşk, ölümsüzlüğe açılan kapı;
seninle yanmak,
ebediyete kanat çırpmak.
Kayıt Tarihi : 3.1.2026 21:55:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!