Hasta mısın yoksa aşık mı?
Melek misin yoksa şeytan mı?
Ya İstanbul, ona ne kadar aitsin?
Beni şu dertli halimden kurtaracak mısın?
Nesin bilmiyorum, bilmiyorsun, bilmiyoruz...
Ne çok şeydik,
Ne de hiç şeydik aslında.
Ama neden unutamam seni?
Bazı ilklerim olduğun için mi,
Gece gökyüzünde gülümsediğin için mi?
Korkusuz insan yok, şüphesiz.
Korkmak, insanı hayatta tutan yegâne şeylerden.
Peki, korkuyu kontrol edememek ne türden bir aptallık?
Çaresizce, korktuğun her şeyden kaçmak...
Neden bu boşvermişlik, emin misin korktuğundan?
Basit hikâyelerden çıkmam değil,
Kült film sahnelerinde boğulmam lazım,
Kesip kesip tekrar oynamam, yönetmem lazım.
Ellerini yazın bile ısıtmam,
Renkli gözlerine ulaşmam lazım,
Güneş gibi yağan saçlar,
Her ortamı aydınlatan.
Ay gibi esen bir çehre,
Gece vakti yoluma ışık tutan.
Ya gözlerinde akan o nehre ne demeli?
Puslu girdiğim bu yol,
Amansızca yürüyorum.
Yolcuyum, ama istikameti bilmiyorum.
Sonrasında renkli bir minibüs beliriyor uzaklarda.
Otostop çekip biniyorum,
Derin bir huzur vardı dün uyumadan önce,
Sanki iki gün sonra işbaşı yapmayacak gibi.
Çocukluğu düşlemek,
Gece vakti huzuru koklamak.
Bazen düşlemek gerek demek ki.
Sakalların tam ağarmamış, tanıdım seni
Ne oldu, kaçtın gittin sormadan; tanıyamadan beni
Seninle tanışmayı kafaya koydum artık, ey veli
Dünse ağlayarak rüyama buyur ettim seni
Sabah oldu da gelmediğini anladım, ihtiyar deli
Bir tuhaf ikilem yine.
Seni her gün görmesem, nasıl mutlu olurum?
Ya her gün görürsem?
O zaman da belki mutluluğu unuturum.
Ne yapsam ki,
Herhangi bir nokta belirlemeni istiyorum İstanbul'da.
Seçtiğin noktadan başlayacağım sana şehri gezdirmeye.
Bana kalırsa Üsküdar'daki çeşmeyi seçiyorsun.
Böylece başlıyoruz seninle İstanbul'u solumaya.
Bir pazar sabahı hayal ediyorum.




-
Nidal Muhammed
-
Nidal Muhammed
Tüm YorumlarKardeşim @nidal_md06 gelsene tanışalım, tabii istersen.
Hayret bir adaşımı buldum.