Nida Şiiri - Fırat Yetiş

Fırat Yetiş
58

ŞİİR


5

TAKİPÇİ

Nida

Yıldızsız bir gece bu ;
Bulutlar paslı hançer gibi,
Gökyüzünün bağrında vuruldu .
Yağmur inzivaya çekildi.
Toprak delice bağrını dövüyordu .
Ağaçlar etrafında dönen semazenler misali ,
Giden yapraklarına ağlıyorlardı .
Uyan sevgili !
Aşk inliyordu !
Derin sessizlik ardı ;
Yüreğin ölüm selası duyuldu !
Mecnun’dan Kerem’e,
Aslı’dan Zühre’ye,
Yusuf’tan Züleyha’ya
Aşk-ı eğil kıyâma durdu.

Çölün bağrından kopan,
kum tanesi yalnızlığındayım!
Kimse bilmez içimi ;
nehirleri kurutan Kerbelanın susuz feryadındayım!
Hal-i perişan olsamda,
Kırdım kalemi Sevgili,
iflah olmaz gitmelerin göç telaşındayım.
Bir zamanlar alnını şiirlerle öptüğüm Aşkı;
Şimdi, harf harf dudaklarımı kanatarak siliyorum.!

Keşke , yalanlarını öğrenmeden önce;
Kalbimin yamaçlarından esip gelseydi ölüm .
Kör topal düşmeden dışı bahar ,
içi zemheri Gönül tuzaklarına;
Can verseydi nefesimde,
Seni daha görmeden!
ömrüme biçilen zaman.

Kalmadı bende, kirpiklerinin gölgesinde serinleyen kor bakışlar.!
Uğruna harcadığım uykusuz geceler ,
Şimdi mum misali, erim erim beni yakar !
Yırtıldı ; diken oldu aşkın gömleği , Gayrı durmadan canıma batar!
Kırık bir ney tınısında hüzünle harfleri ağlatsan da;
Dağ gibi sustum!
Nafile artık , sesim çıkmaz sana .

And olsun iki ırmağın birleştiği yere ;
Seninle aynı düşleri yatırmayacağım toprağın döşüne.
Kardelene hayat veren kar suyunu avuçlarında getirsende ;
p’aklar mı sanırsın yalanlarını bende
Şahidim olsun ateşin yüreğini donduran Yaradan !
Bundan sonra inanmam; hiç bir s’özüne kanmam.

Yalnızlık değil ; üzeri örtülü yalanlar acıtır canımı.
Koparın parmaklarımı ,
yarsın toprağın şah damarını!
Geçer elbet;
Ömrün üstüne devrilmiş kadehler dolusu keder!
Ayrılıkları emziren ölümcül sancı,
Ki biliyorum sabrın gölgesinde,
Boğulur, kendine ecel olur günün birinde .

Ey güvercin yuvası ve örümcek ağının arkasına, ümmetin akıbetini gizleyen Rahmân!
Ebrehe’nin fil ordusunu, Ebabil kuşları ile bozguna uğratan Yüce Sultan !
Feryat figanım Sanadır.!
Duam yakarışım Sana.
Ç’ağlasın içimin ırmakları,
dudaklarım da yeşeren tövbekâr nidalarıma.

Ya Rab!
Denizde içtiğim yeminler beni çöllere sürdü .
Utancımın divanında riyakâr yüzler öldü.
Yüzümün ebrusunu ahlar yalanlar ördü.
Çöz nolur hançerem de ki bu aşkın kör düğümünü.
Gayrı ömrüm yoluna ; Gönlüm sade sevdana mühürlü.

Fırat Yetiş
Kayıt Tarihi : 22.10.2020 17:50:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!