Ayrılık ateşinde ki Aşk külleri

Fırat Yetiş
44

ŞİİR


2

TAKİPÇİ

Ayrılık ateşinde ki Aşk külleri

''Soğuk ellerin,kırık bir kaleme sıkıca sarılan parmak uçlarından yazılacağız kadere;
ve adlarımız visale hasret , hüzün olarak okunacak daima ...''

Sanki kocaman aşkı yaşayan biz değildik,
Yazdığımız şiirler bile,
bir bir göç ediyorlar seslerimizden.
Sen şimdi bu kentin bana çıkmayan yollarında,
yeni sevdalara yürürken ,
ben ise her saat,
seni yeniden yitirmenin
köşe başlarında buluyorum kendimi..
irkilip uyanırsan uykularından apansız,
kulakların vakitsiz çınlarsa,
bil ki her gece sebebi sen,
bir yüreğin cinayetinde buluyorum parmak izlerimi..
Vuslat avuçlarımda b/eklettiğim dua iken,
aldırma git sen
gülüşün değsin başka yüzlere;
Acıma! Merhamet sana göre değil ,
tekrar tekrar öldür beni aynı yerlerimden..

Sevgili ; gün gelecek bize ait terk ettiğimiz kelimeler ,
yüreğimizden cümle cümle hesap soracak”

Yokluğundan örülmüş hüzünler d/okunuyor,
gün görmemiş şafaklarda gizlenmiş g/özlerime..
ruhum yağmalandı,senden ayrı k/ayıp mevsimlerde,
didelerimden avaz avaz özlem döküldü kırık düşlerime..
Sevda burçlarımda ki son sancağım da artık yerlerde..
Aslında biliyor musun?
zihnim neşter yarası misali durmadan seni zonklamasa?
belki bende kurtulacağım bu asr-ı sızıdan..
Baktığım her yerdesin..
Yapamıyorum unutamıyorum seni..
Keşke bu kadar inanmasaydım sana,
tamda aşkı buldum dediğim anda,
yanıldım zamandan, vuruldum vedadan..
Şimdiler de nasılsın suali canımı acıtır !
Peki sen nasılsın ?
Fecr vakitlerinde, yorgun bakışların ,
benim gibi özlemlere sığındımı ?
Neyse...
Dilimde dikiş tutturamadığım yamalı sevda sözcüklerim,
Suskular kuşandım tümcelerime!
Ve artık kendimi uğurluyorum aşka sarmalı cümlelerden..

“Kimi aşklar ayrılık sonrası başlar..
Bundan dolayı; gidenler en çok kendilerinden giderler ..”

merhaba benim vefalı yalnızlığım,
aşk bize fazla geldi kadim dostum..
meğer sevda şiirlerde
Yazılıp çizildiği gibi değilmiş !
Anladım ki; asla gitmem denilen yerde başlarmış gitmeler.
gidenler kesermiş kalanların cezasını.
ve sayende hatırladım..
kaybetme korkularımı,
haziran üşümeleri mi,
hüzün nöbetleri mi,
dahası, bana emanet ettiğin gönül sızımı..
ah zifiri geceleri benimle tamamlayanım,
Ses çıkarmadan benimle ağlayanım..
sarıl bana kaderime yoldaş yalnızlığım..
Sevgili ...
Günün birinde şu an durduğum yere geleceksin,
Yığıntılar arasında kalmış aşk kırıntılarını avucuna alacaksın,
Gözlerin nemlenecek,
kimsesizliğin sağanak sağanak hüzün yağdıracak ..
sesin titreyecek;
bağıra bağıra susacaksın..
yüzünde ah'ımın izleri yanacak..
pişmanlığın körükleyecek vicdanını,
özleyecek, çaresizce özledim diyeceksin,
Ama ne fayda?
Beni öldürdüğün yerde bir daha asla bulamayacaksın!

''Benden gidişine içerlemedim, artık hayal kurmak canımı acıtıyor diye üzülüyorum;
kavuşmalara geç kaldığım gibi vedalara da fazla vakit ayırdım,
Bundan dolayı hep noktası olmayan cümlelere benzetildim.''

Fırat Yetiş
Kayıt Tarihi : 14.8.2019 23:21:00
Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!