bizim artık ayrılık konuşmamız abesdir
geride kalmadı mı bu dikenli badire
maziye esir olmak oklu çivili kafesdir
kuştüyü diyemeyiz gıcırdayan sedire
neyi konuşmalıyız benden cevab bekleme
uyuyan fitneleri karşımızda dikleme
hangi istikamete çekecek bizi felek
hangi dağda kurt öldü soracaklardır bize
bu tazyike ne yürek dayanır ne de bilek
hasret mi kalacağız bizi güldüren söze
kararlı olalım da müşkilden sıyrılalım
vuslat hayal ederken biz neden ayrılalım
bulutların dağları ziyaret ettiği an
kızamayız bilakis saygı duymak gerekir
kırk derece sıcakta kavrulurken ten ve can
aşıklarda görülür has duygu ince fikir
çileden sonra aşkı bulmak farklı haz verir
coşar dertli bedenler yüreklerde yağ erir
tarihden kalma masal, köyler sevgi üretir
mahsulünü şehir yer, beldeye hava kalır
aşkla beslenen çiftler çoluk-çocuk türetir
mağdurluk yaşayana ızdırab reva kalır
mahkûm muyuz saadet yerine feverana
mecbur mudur bahtımız dönüşmeye virana
her şey senin elinde bilmezden gelemezsin
topu bana atmakla zamana sallıyorsun
mutlu günlerimizi aklından silemezsin
Üsküdar’ı geçecek beygiri nallıyorsun
Anadolu’da bende firarî atın gem’i
o zavallı mahluka zehir olmasın yemi
gamdan çileden değil umuddan bahs edelim
zorlukları aşmanın imkânı yok mu sandın
tebessümle huzurla yolumuza gidelim
bu günlere kadar hem ben yandım hem sen yandın
ölmeden cehennemi yaşamak buna benzer
alnımdan dökülen ter irine kana benzer
10 Ocak 2026.
Kayıt Tarihi : 20.2.2026 23:45:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!