Sen bilmezsin tek bir gülüşün kaç mısra eder bende,
Bir bakışın, bir duruşun, bir sözün kaç şiir eder?
Hiç saymadım...
Yazıp yazıp sildiklerimden kaç kitap şiir çıkardı oysa.
Kalemimdeki sırları dökseydim eğer bir bir
Yine karanlık galip geldi
Ve çöktü aydınlığın üzerine.
Havada;
Senin yüzüne bakınca bulduğum o huzurun,
Kokusunu aldığım saatlerdeyim.
Zincirleri vuruldu İstanbul'un, boğazıma.
Kördüğümler atıldı katbekat.
Sanki bir ölüm, bir dehşet.
Bu Pây-i Taht'ta,
Senden uzakta dem almak.
Okumadığın, upuzun bir romanda
Ufak tefek çığlıklardı benim hikayem.
Sayfalar içindeki çıkmaz sokaklar arasında,
Seni beklerken sabahladığım o gecelerde;
Bir sonsuzluk misali,
Seneler sürdü saniyeler...
Kaç mevsim gerek gelmen için?
Kaç bahar, kaç kış lazım.
Daha kaç takvim bitecek yaprak yaprak?
Gelmen için daha kaç şiir lazım.
Şimdi kaç sayfamız kaldı ömür defterinden?
Bak şimdi eksiliyor hayat dakika dakika defterimden...
Eski bir fotoğrafa bakmak gibi şimdi seni düşünmek;
Bir adım kadar yakın, bir asır kadar uzak.
Yüksek duvarlar örülü aramızda mesafelerden,
Yabancı bir dilde dert yanmak gibi sana susmak.
Boş evlerde sesini, karanlıklarda ışığını aramak gibi.
Bir rüya kadar yakın, yıldızlar kadar uzak.
Şimdi caddelerde seninle ıslanmak varken,
Sabahlara kadar sayfaları ıslatacak
kalemimden dökülenler.
Seninle beraber şiirlerime nakşedeceğim
gökten akan her damlayı,
Yılmadan, yalnız seni yazacağım
Bir rüzgar esiyor şimdi dalgalar arasından,
Mahzun hatıraları yokluyor yüreğimin orta yerinde
Ve bir sürü insan boş bakışlar eşliğinde
Amaçsız ve duygusuz,
Varacağı yere gitmeyi bekliyor bir vapurun güvertesinde.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!