Bir gözleri vardı bakınca yakan...
Birde gözleri vardı yakınca bakan...
Bir çift göz değildi,
sanki iki ayrı kaderdi.
Hangi kadere inansam,
hangi yolu seçsem,
aynı akşamın sabahında
yine o gözlere varırdı yollarım.
Birinde yangın saklıydı.
Diğerinde tükenmiş bir sevda
İki ayrı kaderdi gözleri,
iki ayrı yol,
iki ayrı uçurum…
Hangisine düşsem
yine aynı yerden kanardı içim.
Öyle bir bakışı vardı ki,
insan kendinden geçerdi.
Bir kere değse gözleri gözlerime
kalbim yerini değiştirirdi.
Sonra bir sükût çökerdi üzerime,
kelâm etmek haram gibi gelirdi.
Dil susar, gönül konuşurdu.
Gönül konuşurda lisan bilmezdi.
Bir tarafını hicran sarar,
diğer tarafını vuslat kaplardı.
Yaklaşırsam yanar,
Uzaklaşırsam üşürdüm.
Ama ne vakit göğe baksam,
bir nazar gibi yetişirdi gözleri.
Gözleri...
Gözleri sadece iki kara kandil değildi,
onlar, Arş'ın gölgesinde mühürlenmiş
iki kara sevdaydı...
İki sevda karası...
Ey benim Nazargahım...
Ey Güneş'in ve Ay'ın sultanı.
Biliyorum sen ömrüme düşen bir tesadüf değildin.
Sen bana asırlar önce yazılmış bir hatt-ı kaderdin.
Ruhum bile seni, benden önce tanımıştı.
Bilmezdim ben
Seni tanımazdan önce aşkın kokusunu.
Meğer aşkın kokusu senmişsin.
Aşkın elleri sen,
gözlerin sen,
bakışları sen,
Sende can bulmuş aşk
sende ruh bulmuş,
senle olmuş adı aşk
Öyle mühürlemişsin ki beni kendine
Divane gibiyim...
hem seninle hem de sensiz.
Poyrazcan.. 🧿
Poyraz Can
Kayıt Tarihi : 26.08.2026 02:51:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!