Aç kapını aç!
Sesimi eşitmirsen ay gardaş?
Çığlıklarım duyulmaz mı kenardan?
Çağırdın;
Sesine ses verdim, çıktım geldim.
Hani 1918… Hani Anadolu’dan
İşte aştım Kafkasları
Bugün seviştim, yürüyüşe katıldım sonra
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!
Devamını Oku
Yorgunum, bahar geldi, silah kullanmayı öğrenmeliyim bu yaz
Kitaplar birikiyor, saçlarım uzuyor, her yerde gümbür gümbür bir telâş
Gencim daha, dünyayı görmek istiyorum, öpüşmek ne güzel,
düşünmek ne güzel, bir gün mutlaka yeneceğiz!
Bir gün mutlaka yeneceğiz, ey eski zaman sarrafları! Ey kaz kafalılar! Ey sadrazam!




Şiirin öyküsünde Bakü günleri var elbette. Hazar'ın içinde bir garip adacık... Hüzünlü hikayesinden haberdar oluşum... Enver Paşa'nın kardeşi, Kafkas-İslam Ordusu Komutanı ve Bakü'nün halâskârı Nuri Paşa'ya da (Nuri Killigil) bir selam var şiirde. Nargin Adası'nında tutulan Türk esirlerini hüzün veren hatıralarıyla anmak istedim. "Unutuluş"un sularından biraz olsun çekip kurtarmak...
Nargin Adası'nın o dönem sakinlerinin ve "Nuru Paşa"nın aziz ruhlarına saygıyla...
Bu şiir ile ilgili 1 tane yorum bulunmakta