Canım benim, aşkımın gülü, sümbülü, menekşesi her şeyi. Uzun süredir sana yazamadım. Seni kendimden korumak istedim. İç huzuru aradığını, beni hatırladıkça canının yandığını, geçmişte yaşadığın kötü günleri hatırlattığımı biliyorum. Geçen gün dolmuşta karşılaşmamız hiç istemediğim bir durumdu. Evet, seni bir kez olsun görebilmek için can atıyordum Allah’a, defalarca yalvardığımı saklayamam ama bu şekilde istememiştim. Seni zor bir durumda bırakacak şekilde istememiştim. Beni görmeni hiç istememiştim ama bir sinema bileti niyetine bakakaldım hasretlik güzel yüzüne. Bu durumdan ötürü üzgünüm hem de çok.
Yağmur kadının gidişinin üzerinden, tam 8 yıl, 5 ay 10 gün geçti. Bu zaman aralığında seni ararken hep dublörlerinle karşılaştım. Sürekli değişen, bazen ağıtlar yakarak, bazen suçlayarak, bazen küfrederek beni anan dublörlerinle. Bundan şikâyetim yok. Senin gölgen, yansımaların bana yeterdi. Ama şimdi dublörlerini de bana çok gördün ve geri çektin. Gölgeni bana çok gördün. Ne yapalım öyle olsun, canın sağ olsun. Ama dünya büyük ve bu dünyada tek olduğunu sanma. Evet, belki eşin benzerin yok. Senin gibi yüreğime hükmedecek başka biri yok. Senin gibi ilahi iç ve dış güzelliklere sahip başka biri yok. Senin gibi sevebileceğim, sevdalanabileceğim başka biri hiç yok. Ama senin gibi yazabilen, senin gibi şefkat dolu, yüreği sevgi dolu ve aşktan canı yanmış birilerinin olduğunu bilmeni isterim. Onlar da öyle veya böyle, ihanete uğramış belki de senden daha fazla acı çekmiş olabilirler ama onlarda senden farklı olan yüreklerinde hala sevginin var olması. En azından kin ve nefret yok onlarda.
Senin yokluğunda onlardan biriyle tanıştım. Doğrusunu istersen senin gölgelerinden biri sanmıştım. Her şeyi göze alıp ona mesaj yolladım ve sevdiğime benzettiğimi söyledim. Sen olsaydın kıyameti koparır tacize yorardın. Ama o benim durumumu anlayışla karşıladı. Üstelik acılarımı yenmem için bana bir psikiyatr gibi telkinlerde bulundu. Aramızda çok güzel bir dostluk oluştu. Onun telkinleri sayesinde, ortadan yok oluşunun ve bana karşı beslediğin olumsuz duyguların etkisini kolay atlatıyorum. O olmasaydı, tabiri caizse “kafayı yerdim”. Bir ara nasıl ve neredense müdahale edip aramıza girdiğin oldu. Bunu fark etmediğimi sanma. Sendin değil mi? Gökyüzünden iner gibi yolladığın şoklar neredeyse aramızı bozuyordu. Ama onun anlayışlı duruşu sayesinde, senin salvoların dostluğumuzu bozmaya yetmedi.
Sevdiğim, meleğim, canımın, ruhumun, yaşamımın tek sahibi, bir tanem seni sevgiyle ve aşkla düşünmediğim bir an bile yok. Uyurken bile yarı uyur gibi seni düşündüğümü söylesem inanmazsın. İnan uykumda bile sen varsın. Rüya değil basbayağı düşünüyorum. Kanıma hücrelerime işlemişsin adeta. Bu aşk benim gibi bohem yaşamayı seven birini bile disipline soktu biliyor muydun? Bu dağ başında bile sanki her an görecekmişsin gibi, hep kendime, kılık kıyafetime, yürüyüşüme, davranışlarıma dikkat ediyor, her an gelebilirmişsin gibi yollara bakıp duruyorum. Bu insansız yerde senin özlemin olmasaydı yaşamam çok zor olacaktı inan bana. Seni özlemek bile bana huzur veriyor., rahatlatıyor. Geceleri can dostum Canan hanımla sohbetimizin büyük bölümü seninle ilgili. Bazen senden fazla söz ederken sinirlendiği oluyor. Ne de olsa bir kadın. Başka bir kadından söz açıp sohbet etmek etik değil ama söz dönüp dolaşıp sana varıyor ne yapalım.
Seni çok seviyorum canım benim. Seni üzüyorum diye nasıl kahroluyorum bilemezsin. Yüreğindeki bir damla acı gözlerindeki bir damla yaş saçlarının bir teli ömrüme bedeldir inan. Senin üzülmeni hiç istemiyorum. YÜREĞİMDEKİ SEVGİYİ, AŞKI, ÖZLEMİ, ARZUYU sözcüklerle anlatmaya gücüm yetmiyor. Küçüğüm, bebeğim benim. Bir tanem seni çok ama çok seviyorum. Anla beni lütfen…
Aşk işareti ile doğanlar yaşarken dünyaya talip olmazlar...Bilirler ki ne isteseler,neyi ansalar,ne kazansalar aşkın dışında hiçbir şey avutmaz onları,teselli etmez...Gönüllü sürgündür onlar...Gizliden gizliye hissederler bunu...Sonsuz bir ışıktan kopup gelmişlerdir geldikleri yere...Kopup geldikleri ışığa inançları ne kadar büyükse,içlerinde ki acı da o kadar derindir...Bu acı hatırlatır onlara kopup geldikleri yeri...Bu acı hatırlatır onlara kim olduklarını ve niye varolduklarını...
Kalplerinde aşk işaretiyle doğsa da bazı günler yorulur insan karşılıksız sevgilerinden...Yorulur kendisini anlatamamaktan...Sevgilim der,sevgilim der,ama,sevgilim dediği yanında değildir,bilir...Bazı günler insan soluksuz kalır,içindeki sevgili olmasa bile karşısındakine deliler gibi sarılır...O olmadığını bile bile sonsuz bir umutsuzlukla sarılır...İnsan soluksuz kalmaya görsün,sevgili diye bütün yanlışlarına,bütün kaçışlarına,kendine yaptığı ihanetlere sarılır...İnsan bir kere içindeki aşktan umudunu kesmeye görsün,her şey olmak,her yere yetişmek için bu hayat düşer...Her şey olduğunu,her yere yetiştiğini sandığı anda,ortada kendisi yoktur artık...Kaybolmuşluğa çok yakındır...Kopup geldiği ışığa inancı azalmıştır...Daha az acı çekiyordur artık...Ama daha mutsuzdur eskisinden....Daha mutsuzdur,o ışığı acı çekerek özlediği günlerden...
Soluksuz kaldığım kendime bile sakladığım günlerden bir gündü...Kaybolmuşluğa yakındım...İçimdeki acı hızla eksiliyordu...Işık soluyordu,soluyordu tıpkı sesim gibi...Soluyordu içimdeki aşk işareti gibi...Öylesine kaybolmuştum ki bulamıyordum artık içimde neyi yitirdiğimi,neyi kirlettiğimi...Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden,kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı...
Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız önemli değil....Gerçekten değil...Kaybolmuş insanlar birbirini çabuk buluyor....Umutsuzluk umutsuzluğu çağırıyor...
Konuşmaya susamıştık...Sanki ikimizde dilini,kültürünü bilmediğimiz uzak ülkelerden henüz dönmüş gibiydik bu ülkeye...Oysa böyle bir şey yoktu...Hep buradaydık...Hep o ışığımızdan kaybolduğumuz yerde...O ışığı orada bırakıp bu dünyaya,bu hayata gönül indirdiğimiz,her şey ve her yerde olduğumuzu sandığımız yerde...Hep o soluksuz kaldığımız yerde...Daha vakit var,o ışığa sonra dönerim, dediğimiz bu yerdeydik ikimizde...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta