Muzaffer Şiiri - Merve Alataş

Merve Alataş
9

ŞİİR


6

TAKİPÇİ

Muzaffer

Anamın göğsünden çile olup gelerek
Bembeyaz akmışım bu küre-i arza
Eski bir çaydanlıkta demlemiş beni kader
Hiç içenim olmamış, acımışım bardakta
Azap süzgeçlerinden geçirirken çayımı
Geçmişten meçhul bir el uykularımı bölerek
Çekmiş beni hiçliğin mide bulantısına

Hangi muştunun çığırtkanıdır gözlerin?
Hangi acının yasını tutuyorsun Muzaffer?
Geceler yokluğunla kehribar bir tesbih gibi
En mahir ellerde terennüm ediliyor
Yaşından yaşımı çıkaramaz oldum
Sahi bizim aramızda kaç yıl vardı söylesen?
Çelik çomak oynarken üniformana takılırdı gözlerim

Söyle bana Muzaffer, galibi kim bu savaşın?
Mağrur kumandanlarda ezici bir nazar olmuşsun
Söyle, çifte su verilmiş kılıçlar biçer mi rüyaları?
Ya paslı kan kokusundaki kılıç şakırtıları?
Sen bir genç kızın geceliği kadar temizdin
Kan içmeyi ne zamandan beri adet ettin Muzaffer?
Ben rüyalarımda karınca bile ezmiyorken

Ekmek gagalayan serçeler kadar masumdun, heybetliydin
Hani beraber gönül koymuştuk Yahuda'ya son akşam yemeğinde
Uhud Harbi'nde kırılan dişler gibi kırılmıştı sesimiz hatırla
Benliğinin zulmünden kurtul artık Muzaffer
Senle girmiştik yolumuzu şaşırıp gece vakti bir bağa
Üzüm gibi salkım salkım ruhuma yayılmıştın
Ben o gece ayıldım sarhoş iken Muzaffer

Gülerken ağzının kenarında beliren o istihza
Kendimde kusurlar aratırdı günler geceler boyu
Sen Allah'ın tuvali ve ben bir sanatsever
Davetkâr boyalardan alamazdım başımı
O eller yok mu o maharetli eller
Seni gördükçe hamdim ziyadeleşirdi
Varlığın Hakk'a gidiş sebebidir Muzaffer

Ne tatlıydı seninle hayat muhasebesi yapmak
Rahvan atlar gibi usul usul giderdik
Geçmişten geleceğe bir Gordion düğümü atardın
Ben sabırsızlanır, elimi kılıcıma atardım
Ustalıkla çözerdin en girift çıkmazları
Kılıcım düşerdi önünde ve başım da hicapla öne düşerdi
İlahi bir neşve hâli vardı sende Muzaffer

Acı yeşil gözlerinden kaç mevsim gelip geçti
Ben hep güzdüm Muzaffer, kuytuydum güneşlere
Mürekkebim katrandır kalemimse bir diken
Bahçemde açan tek çiçek zakkum olur Muzaffer
Dayanamazsın benim gamlı feryatlarıma
Sen yazdan başka mevsim görmedin ki ömründe
Güneşim bile morartır zarif parmaklarını

Gözlerindeki mana yönümü şaşırtırdı
Gövdemi tepemin üstünde yürüyor sanırdım Muzaffer
Zaman ve mekan silikleşirdi usumda
İmdadıma takvimler, usturlaplar koşardı
Adımı unuturdum, memleketimi, cinsimi
Hiçliği doldurup boşaltırdım yeniden
Rastlaşmalarımız ateşkesten ibaretti Muzaffer

Onurlu bir serdar gibi tek başına vuruştun
Ben hep sana mağluptum, sen hep bana Muzaffer
Lakin, yağma kılıç hakkı olmalıdır ey yiğit!
Senin zırhına karşılık ben yalın ayak dövüştüm
Ganimetin nerede göster bana Muzaffer
Soluk benzim ihya eder mi seni er meydanında?
Ben de seni sanmıştım gözü pek bir gazanfer

Ben çile ordusunda yalazlanmış bir nefer
Ümidi nakış nakış işlerdim sancaklara
O sancaklar ki atların toynaklarıyla perişan
Kulaklarım uğulduyor, zaferin balyoz gibi iniyor atardamarlarıma
Böyle bitermiş savaşlar, gözlerimde halka halka solan fer
Yüzünü kalbimde gezinen gebe ateşler aydınlatıyor
Gözlerim kamaşıyor söndür artık Muzaffer

Beni her zaman seven Muzaffer amcama...
Rahmetle...

Merve Alataş
Kayıt Tarihi : 12.6.2020 15:41:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!

Merve Alataş