Mutluluğu Şiiri - Mustafa Alp

Mustafa Alp
828

ŞİİR


4

TAKİPÇİ

Mutluluğu

kopyala yapıştır yaşıyoruz hayatı,
biraz sağdan çalıyor, soldan seviyoruz.
başkasının yarasına iki dize sürüp kendi acımız sanarak büyütüyoruz.
bir merhaba buluyoruz eski bir şairden,
günaydını bile ödünç veriyoruz gönlümüze.

aşk desen, çoktan ezberden okunuyor,
sevda desen, herkesin dilinde kiracı.
birisi yandım diyor, külünü paylaşıyoruz,
birisi öldüm diyor, altına kalp koyuyoruz.
kimsenin kendi yangınına üflemesi yok,
ama maşallah, hepimizin elinde bir acı.

herkes terk edilmiş bu memlekette,
nedense terk eden bir Allah’ın kulu yok.
milyonlarca kırık kalp dolaşıyor ortalıkta,
bir tane de o kalbi ben kırdım diyen yok.
şu hesabı yapan matematikçiyi bulun hele,
ya rakamlar sarhoş, ya insanlık ayık değil.
fotoğraflarda mutluyuz,
sofralarda zengin,
gülüşümüz parlak,
gecemiz biraz karanlık.
hayat güzel yazıyoruz denizin karşısında,
sonra eve dönünce susuyoruz duvarlara.
demek mutluluk dediğin yaşanacak şey değilmiş, millete gösterilecek yeni bir yalanmış meğer.

bir ev daha, bir araba, biraz daha para,
hep biraz daha diye eksilttik kendimizi.
cebimiz büyüdükçe küçüldü içimiz,
eşyaya yer açarken gönlü çıkardık evden.
sonra huzuru aradık odadan odaya,
ulan huzuru çoktan kapının önüne koymuşuz.

zaman geçti.
biz hala yaşamaya hazırlanıyorduk.
yarına bıraktığımız ne varsa üst üste yığıldı,
bir sabah baktık, adına ömür demişler.
insan ölümden korkuyor, tuhaf olan bu değil,
asıl tuhafı, yaşamadığı halde yaşlanması.

belki mutluluk annemin yemek hazır sesiydi,
babamın sessizce soyduğu bir elmaydı.
belki sevdiğinin yanında konuşmadan oturmak,
bir dostun gece yarısı anlat demesiydi.
biz bunları küçük sandık be hayat,
meğer büyük dediklerimiz çok yer kaplayan eşyalarmış.

mutluluğu pahalı yerlerde aradık,
çünkü bedava olanın kıymetine inanmadık.
güneş para istemedi, yüzümüzü çevirdik,
dost hesap sormadı, vaktimizi vermedik.
bir mezar taşı pahalı olabilir belki,
ama altında yatanın cebinde bozukluk bile yoktur.

işte sonunda anlıyor insan.
hayat, başkasından kopyalanacak kadar uzun değil. birinin sözünü alırsın, eyvallah
ama onun ömrünü giyersen sana dar gelir.
çünkü herkes kendi yarasına göre yaratılmış, başkasının merhemi bazen sana zehir gelir.

o yüzden bırak bir cümlen yamuk olsun,
ama çıktığı ağız seninki olsun.
bırak sevdan biraz eski usul kalsın,
ama kapısını çaldığın yürek gerçek olsun.
herkes seni alkışlamasın, ne çıkar?
insanın kendine vereceği hesabın seyircisi yoktur.

çünkü gün gelir perde kapanır,
ne beğeni kalır, ne alkış, ne kalabalık.
telefon susar, fotoğraflar yetim kalır,
adının yanına iki tarih koyarlar.
o iki tarihin arasındaki küçücük çizgi var ya.
işte bütün tantana onun içine sığar.

ve ölüm sana tek bir şey sormaz belki,
ama insan kendine sormadan gidememeli.
bu ömür gerçekten benim miydi,
yoksa el aleme bakıp ben de mi yaşadım?
cevabın boğazında düğümleniyorsa agop,
demek yanlış yerde aramışız mutluluğu.

çünkü mutluluk,
herkes bakarken kahkaha atmak değil,
kimse bakmazken de içinin gülebilmesidir.
başkasının güzel sözünü paylaşmak değil,
kendi kötü gününde kendine yabancı kalmamaktır.
ve belki bütün ömrün sırrı şudur.

dünya sana boş bir sayfa verdi,
sen başkasının yazısını güzel buldun diye kendi hikayeni yazmaktan vazgeçme.
çünkü hayatın sonunda kalem elinden alınırken
bir dakika, yanlış yazmışım desen de
ecelin silgisi yoktur be agop.

✍️

Mustafa Alp
Kayıt Tarihi : 15.09.2026 17:03:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!