Bir serap değildi, dokunacak kadar yakındı tenim
O fırtınalı denizde kaybolan son gei de benim
Hafızanın koridorlarında yankılanan eski ayak sesi
Kesiyor göğüsümde ki o son, o mecalsiz nefesi
Bir rüya desen, uyanınca geçmezdi bu sızı
Bir masal desen, böyle kanamazdı alnımızın yazısı
Şimdi her köşe başında bir ayrılık bekler pusuda
Yüzümün aksi soluyor dalgalanan bulanık suda
Gidenin ardından dikilen soğuk ve dilsiz anıt
Aranan her soruya verilen o en ağır yanıt
Gözlerimde fer kalmadı söndü içimde ki kandil
Bu yorgun hikâyeyi anlatmaya yetmiyor artık hiçbir dil
Bir zamanlar evim dediğim o liman şimdi yabancı
İçimde dinmek bilmeyen, o köklü ve vakur sancı
Varlığın bir ihtimal değil, mutlak bir esastı
Ruhumun en kuytu köşesinde tutulan o yastı
Lakin perde kapandı, söndü sahnenin tüm ışıkları
Yalnızlık kucaklıyor artık bu yorgun aşıkları
Bir boşluğa emanet ettim ne varsa senden kalan
Ne bir sitemdir bu artık, ne de koca bir yalan
Etimle, kemiğimle, ruhumun en ücra köşesiyle
Yüzleştim bu gidişin o en çıplak, en sert haliyle
Sana dair ne varsa, kalbimin mühürlü sandığında
Bir devir kapandı, ömrümün en hüzünlü şafağında
Ben hissettim, gerçekti, ama bitti..
Kayıt Tarihi : 28.03.2026 16:56:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!