Mustafa Yuka 1957 yılında Akçadağ’ın Altınlı (Keremis) köyünde doğdu. 1978 yılında Sivas Eğitim Enstitüsünü bitirdikten sonra 1979 yılında Tokat’ın Erbaa ilçesinin Keçeci köyünde sınıf öğretmenliğine başladı. 16 yıl köy öğretmenliği yaptıktan sonra 1994 yılında Malatya’ya tayin oldu. 1994 yılında hamle gazetesinde araştırma yazıları yayınlandı. Daha sonra Malatya yorum gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. Malatya Çağrışım ve son nokta gazetelerinde köşe yazarlığine devam etti. Mustafa Yuka’nın öğretmen dünyası, Anadolu şiir ve MAKSAD sanat dergilerinde çeşitli araştırma yazıları ve şiirleri yayınlandı. Ulusal gazetelerde çeşitli araştırma yazıları yayınlandı. Mustafa Yuka’nın 1993 Yılında Kanla Çiçekler Açmaz ki adlı ilk şiir kitabı yılında; ikinci kitabı 2000 Yılında Dünya Toplumsal Süreç ve Türkiye Demokrasisi (Tarih ve inceleme) 2007 yılında Baba İshak Böyle buyurdu(Araştırma ve destan),Gazel vaktidir Eylül (şiir) adlı yapıtı yayınlandı. 2001 yılında bir gurup sanatçı ve sanatsever dostu ile birlikte Malatya Kültür Sanat Derneği’ni kurdu ve ilk kurucu başkan seçildi.Üç denem üst üste MAKSAD başkanlığına seçildi ve MAKSAD adlı bir sanat dergisi çıkardı. Mustafa Yuka, Eğitim,Tarih,Şiir ve edebiyat alanlarında birçok konferanslar verdi. enson kitabı olan Baba İshak Kefersudi ise Fabilinus yayın evi tarafından yayımlanmıştır. Halen son nokta ve güneştv internet sitesinde de güncel konularla ilgili yazılar yazmaktadır.
Eserleri
Kanla çiçekler açmz ki.-Şiir
Gazel vaktidir eylül.-Şiir
Baba ishak böyle buyurdu.Destan.
Fırtınalar ağıt yeli.-Şiir.
KARADENİZDE BİR YAKAMOZ.TARİHİ ROMAN
BABA İSHAK .TARİHİ ROMAN
ŞEY BEDREDDİN.TARİHİ ROMAN.
ŞAHI ÖLDÜRMEK.TARİHİ ROMAN
HACE BEKTAŞ.TARİHİ ROMAN.
KARA YILAN .TARİHİ ROMAN.
ŞAH İSMAİL.TARİHİ ROMAN.
DÜNYADAKİ TOPLUMSAL SÜREÇLER VE TÜRKİYE DEMOKRASİ TARİHİ.
BÜTÜN YAZILAR.
CİLİT 1
CİLT 2
CİLT 3
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!