Ferhat ile Şirin’in büyük aşk yaşadığı Şehzadeler şehri Amasya’da doğmuş, duyguları onaltı yaşlarında gönlünden kalemine, kaleminden kâğıtlara dökülmeye başlamış. İlk şiiri İzmir’de asker olduğu sıralarda yayınlandı.
TRT Repertuarında güfteleri kendisine ait şarkıları da bulunmaktadır. “Mesam” üyesi olup, Şarkıları TSM olarak Fethi KARAMAHMUTOĞLU, Necip GÜLSES, A.K.RİZELİ, İlker Kenan YILMAZ tarafından bestelenmiş ve Melihat GÜLSES, Kemal CANER, Aytaç ERGEN, Nazan SIVACI, Neşe ÖZSOY, Ahmet Kadri RİZELİ, Mine GEÇİLİ ile Alp ARSLAN tarafından okunmuştur.
2002 yılında “Rüzgârın Dağlara Aşkı” isimli bir de şiir kitabı yayınlanmıştır. Şiirleri çeşitli dergilerce ödüllendirilmiş, Radyolarda, TV’ lerde, antolojilerde birçok dergide yayınlanmış ve yayınlanmaktadır.
TRT İstanbul Televizyon Müdürlüğü İnsan Kaynakları Servisinde Şef olarak görev yapmakta iken emekli olmuştur.
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!