1975 yılında Tekirdağ / Malkara'da doğan şair, ilk ve orta öğrenimini burada tamamladıktan sonra, üniversite öğrenimini KTÜ Fatih Eğt. Fak. Tarih Öğretmenliği'nde tamamlayıp, İstanbul'da öğretmen olarak çalışmaya başladı. Halen öğretmen olarak hayatını idame ettirmektedir.
Şiirde, imge yoğunluğu üzerinde bir çalışma içerisinde görülen Evci, şiirin kişiyi insan varlığına yaklaştıran, bu varlığı tadımlamasına olanak tanıyan, kişinin kendisi ile buluşmasında hayati bir 'rol' üstlenen, asil ve çetin bir eylem olduğuna inanarak, bu yolda yürüme 'cüreti' gösterdiğine inanmaktadır.
Günümüz 'tekelleşen ve mafyalaşan' edebiyat atmosferinde, şiirin insanlar arasında, asil ve onur yüklü bir 'sırttaşlık'la buluşması halinde ancak parlayabileceğine inanan Evci, şu ana kadar şiir ve çalışmalarını, o bahsi edilen edebiyat ortamı sebebiyle, değerlendirmeyi ciddi bir şekilde düşünmedi.
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




-
Tuğba Gürelli
Tüm YorumlarHani insan şöyle güzel birşeyler döşemek istiyor şu sayfaya.İçsel olarak birşeyler savrulup duruyor beynimde ama birkaç cümle kopartıp buraya aktaramıyorum işte.Bu da bir yetenek biliyor musun sevgili Mustafa.Ve şu insanlara içimdekileri yazıyla anlatma yeteneği yok işte bende.(Şiiri bunun dışında t ...