Mürdüm gökyüzü gömülmüş ateşten geceye,
Soluklanır sessizlik onun kendi gövdesinin içinde,
Rüzgâr sahra taşlarının arasından geçerken,
Ay parmak uçlarımda titrer soğuk ve derinden.
Sırlar adımı tekrar eder kendinden emin biçimde,
Her adımım patlamaya hazır bir yanardağın içinde.
Düşlerim puslu bir ufukta sanki aniden dağılır,
Ve nefesim, benim kanatlarımla birlikte kırılır.
Kumlar ayaklarımı yakarak ilerlerken mürdüm çölde,
Her tanecik bir yıldızın unutulmuş sanki bedeninde.
Süzülen gölgeler kendi karanlıklarını taşır,
Ve ben, rüyamda kaybolmuş bir yarım ayımdır.
Kalbime gömülmüş bir sır bırakılırken alnıma,
Şehirlerin külleriyle açılan her kapı dokunur ruhuma.
Artık benliğine dönmüş ve bir uyanışın sınırında,
Nefesimle unutulmuş şarkının içindeki mürdümlü rüya.
Yıldızlar düşlerimin dikenli yollarından geçerken,
Ve uyanış, kendi gölgesinin içine dönmüşken,
Yokluğunu fısıldarken koskoca bir dünya,
Sonsuzluğa karışır yıldız, gecenin damarlarına.
Kayıt Tarihi : 21.2.2026 21:17:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.
İçsel bir yolculukta, karanlıkla yüzleşerek benliğini ve uyanışını arayan bir ruhun hikâyesi.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!