Sen , sessizliğimde bir ışıksın,
Gecemin derinliğinde bir fısıltısın.
Yanımdayken dünya can bulur,
Uzakta olsan kalbim seni arar, durur.
Gözlerin yıldız gibi parlar geceye,
Cevabımı buldum ben o bakışlarda hep sana diye.
Her gece ayrı bir karanlığın içinde ben,
Sen, pencereye konmuş iki güvercinle
Bana gelmenin telaşı içindesin…
Sen geldiğinde
Kara bulutlar aydınlığı kapatmayacak,
Karlı dağlar saklamayacak güneşi,
Seninle yaşamak nedir, bilmem hâlâ,
Sensizliğin ne demekmiş, öğrendim fazlasıyla…
Yokluğun, varlığının gölgesinde bir esaret,
Düştüm derin dehlizlere, sensizlik bir felaket…
Kalbim sana zincirli, ruhum sana mahkûm,
Adını her anışımda içimde kopar bir hüzün…
Bunca yıl hoyrat kalplerde aramışım seni,
Sahte gülüşlerde saklı sanmışım sevgini.
Zaman bana mezar olmuş, haberim yokmuş hâlimden,
Aldanmışım boş düşlere, yorulmuşum kendimden.
Seninle ne dilimiz bir, ne dinimiz bir,
Ne örfümüz bir, ne âdetimiz bir.
Sessiz bir gecenin ardından, yokluğunla dolu,
şafak yavaşça gökyüzüne dokunuyor…
Göz kapaklarım ağırlaşıyor,
ama zihnim berrak çünkü sen onun içindesin.
Bütün gece benimleydin,
her düşüncemde, her nefesimde,
Uzun uzun sev beni,
Ama yavaş yavaş olsun…
İçindeki sevgi hiç bitmesin,
Bana hep yuva olsun.
Öksüz bir çocuğu sever gibi sev beni,
İçten, derinden, sessizce…
Sev beni öyle sevgilim içten tüm kalbinle,
Nasıl anneni sararsın sıcacık sevginle.
Sev beni öyle bir babanın verdiği şefkat gibi,
Onun sevgisi sarar ya çocuğunu derin derin.
Sev beni öyle kardeşine duyduğun özlem gibi,
Geceleri sessizce içini saran o ince sızı gibi.
Tetifelia , beni usulca sev…
Kimseyi sevmediğin kadar,
Hiçbir erkeğe duymadığın kadar
Derin, güzel ve özel olsun aşkın.
Ben seni yalnızca gözlerim açıkken değil,
Uykularımda bile seviyorum.
Bugün seni daha çok sevmeye karar verdim…
Ayrılığımızın otuz dördüncü günü.
Zifiri zindanlarda aydınlığa hasret bir mahkûm gibi,
Geçen her saniye bana bir yıl kadar uzun geliyor.
Bir annenin yavrusuna duyduğu özlem gibi özlüyorum seni;
Mavi gözlerini, sarı saçlarını…
Söyleyin ey âşıklar, ozanlar, uyanın,
Açın gözlerinizi, hakikati tanıyın.
Hangi göz gördü benim gördüğüm cemâli,
Hangi kalp taşır böyle bir aşkın hayali?
Hangi gönül benim gibi neşeyle doldu,
Sevdanın ateşiyle yanıp kül oldu?




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!