Murat Ginlik Şiirleri - Şair Murat Ginlik

Ümraniye Belediyesi Şiir Yarışması
Murat Ginlik

Sürç-ü lisan etme gönül
Düştüm aşkın ocağına
Yar gözlerin ateş senin
Canım kurban tuzağına

Yıldızlardan nur’u söküp

Devamını Oku
Murat Ginlik

BİR ADI OLMALI...




Ben gülün ağacını değil,

Devamını Oku
Murat Ginlik

Güvercin Kanadına Takılır Düşler

güvercinlerin kanadına takılır düşler
uçuşan her yaprakta
yetim yalnızlıklar ürperir tenimde
ve gözlerimde

Devamını Oku
Murat Ginlik

rengini unutan bir hatıranın karşıt iki tonu
hafızasını tazeledi bilinçaltının pusunda
gülümsedi suskunluğun kıpırtısız dudakları
algısını kaybeden zamanın akrebi
saldı zehrini geçmişin acılarından beslenerek
nihayetini gölgesine boyarken siyah

Devamını Oku
Murat Ginlik

KARDELEN

Kısacık ömrü zamanın terkisine yüklemek iş değildi ya...doğmak kader olunca çaresizdi yaşam, yürek olup atmaya sinede...İşte bu yüzden düştü yollara ürkek adımların karanlığa yabancı düşleri.Bu yüzden kanadı umutları acımasız yılların karşılıksız sevdalarında...Hep bir güneş, hep bir bahar bekledi
toprağa düşen her cemrede...Olmadı...Sonra bir sabah narin boynunu kaldırıp usulce aldırmadan mevsime, dikildi hayatın karşısına.O günden sonra ona Kardelen dediler.Çünkü O...İklimine baş kaldıran beyazın asi kızıydı.


Devamını Oku
Murat Ginlik

DEMEK Kİ....

Hayat diyip geçtim
Nice denizlerde aşındı yüreğimin kıyıları
Pencerelerim kapandı kimi zaman baharlara
Soluksuz koşularda çöktüm dizlerimin üzerine

Devamını Oku
Murat Ginlik

alıp şimdi gömsen beni
ne kadar zarar kalır yokluğum
koparıp atsan beni aklından
yüreğine yapışır ellerim
gün batımında kızıl
çöllerde sevdayım ben

Devamını Oku
Murat Ginlik

Sana olan aşkım tüm zamanları içine alıyordu ama en çok gece titretiyordun içimi ve en çok karanlığın sessizliğinde sahiptim sana. Çünkü günün ışıkları seni benden alıp hayat telaşlarına koyuyordu. Avuç, avuç korları doldurup sineme kana susamış bir kurt gibi geceyi bekliyordum oturup bir köşede. Ne zaman sana uzansam hep bir adım geride bitiyordu kolum Ne zaman bir söz etmeye kalsam dilim garip içim yarım yamalak, benden arta kalansa süzülen bir damla yaş, titreyen bir dudak.
En çok gece seviyorum seni... Çünkü o zaman sadece sen ve ben varız, çünkü o zaman bahanelerin yok. Hiç kimseyle paylaşmadan sevişebiliyorum gözlerindeki yıldızlarla. Uzun, uzun okşayabiliyorum mehtapta sedef düşmüş saçlarını.
Bazen küsüyoruz ama o bile hoşuma gidiyor. Gözlerini kaçırsan bile tenin sıcaklığı yalıyor yüzümü alev, alev. Biliyorum ki varlığının penceresinden bir tek ben bakıyorum, biliyorum ki benim için ordasın. Biraz sonra işim çıktı deyip gitmeyeceksin.
Ah sen bilemezsin gündüzün o taş duvarları nasıl gelir üstüne, üstüne. Nasıl sıkar boğazını hasret düğüm, düğüm. Kısacık görüşmelerin özensiz, duygusuz katılığında edilen vedalar bir pençe gibi göğsümü yarıp, kalbimi nasıl çıkarır yerinden kan revan içinde… Bilemezsin…
Her vakit sevdiğimsin ama bir tek geceleri, sadece ve sadece benimsin.

Devamını Oku