Her gün yüzüm sürdüm toprağa taşa
Canımdan can verdim ekmeğe aşa
Kırıla kırıla geldim bu yaşa
Hala bir baltaya sap olamadım
Metreye vursam da sağımla solu
Perişan ettiğin seven gönlümde
Bir türlü aşkını estiremedim
Yakarsın yıkarsın diye ki hele
Çok düşündüm ama kestiremedim
Kestiremedim kestiremedim
Ne zaman aldıysam mızrabı ele
Sazımla sözümle yad oldum tele
İste son eserin işte kurbanın
Hele yaptığına dön de bak hele
Havayı dumanlı gördün diye mi
Sen bulunmaz hint kumaşı
Bense şu yolların taşı
Üstlenmişim her telaşı
Kına yak işte kına yak
Sen bulunmaz hint kumaşı
Ne tadı ne tuzu kaldı ömrümün
Perişan halime fena kızgınım
Keder hevesini aldı gönlümün
Özümü yitirdim ona kızgınım
Günlerdir acıyan canıma değil
El değmese saca, tütmese baca
O kadar kolay mı ermek amaca
Yeter ki güneşim yatsın yamaca
Üzerime çöker kızıl akşamlar
Bakmadan yüzüne sevme çağımın
Senin için bu can solarsa solsun
Çileyle kederle dolarsa dolsun
Can dediğin ne ki senin yanında
Buda benim sana kıyağım olsun
Ne çeker giderim mektup yazıpta
Susayıp itler kana
Bilmeden baba ana
Bir aracın içinde
Kıydılar özgecana
Ömrümün baharında
Sanma ki bu rüzgâr hep böyle eser
Eli elindeyken kıymetini bil
Ne rüzgârlar vardır dağlara küser
Yolu yolundayken kıymetini bil
Uyum sağlıyorsa uyum kan kana
Ben razıyım senden gelen her derde
İster isen bir solukta yut beni
Sen yeter ki yaşadığım sürede
Kirpiğinin gölgesinde tut beni
Ne zinyanın, ne dikenin, bülbülün




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!