Benim şiirlerimde;
Karadeniz'in sisi, eski bir gaz lambasının ışığı, bekleyen bir kadın yüreği, yarım kalmış mektuplar ve hiç vazgeçmeyen umut birlikte yürür.
Mum ve Gölgesi hem ışığı hem karanlığı aynı satırda taşıyabilir. Mum gibi yanarken etrafını aydınlatır, gölgesiyle de insanın içindeki yalnızlığı hatırlatır.
Bir gün bir insan gelir,
Dünya bir anda yavaşlar.
Saatler aynı saattir,
Sokaklar aynı sokak…
Ama kalbin başka atar.
Sırtımda rüzgarın hafifliği,
Ayaklarım yerden kesiliyor yavaşça.
Mavi bir davet bu, gökyüzünün kolları sarıyor beni,
Yukarı, yukarı, sonsuza.
Geçiyorum martıların yanından,
Duvara asılı bir fotoğraf var,
Köşesi kıvrılmış, camı hafif çatlak.
Kim bilir kaç kış görmüş,
Kaç yazı sessizce uğurlamış.
Renkleri solmuş biraz,
Bir adam vardı:
Kalabalıkların içinden geçerdi de
kimsenin gözünde durmazdı yüzü.
Sanki dünya ona hep “geç kaldın” demişti.
Bir kadın vardı sonra…
Geceyi herkes karanlık sanıyor.
Oysa ben en çok geceleri aydınlanıyorum.
Bir kitabın arasına sıkışmış cümlede,
Altı çizilmiş bir kelimede,
Eskimiş sayfaların o hafif toz kokusunda




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!