Yollara serptim sevgimi
Döndüğümde dereceğim
Dallara astım gençliği
Öldüğümde giyeceğim
Sesim çıkmaz olanaksız
Tesellisiz bir ömür yaşanırken zindanlarda
Örümcek ağına takılır gözler
Kuru kuruya yutkunan boğazlardan
Zehir zıkkım bir duman geçer
Karanlık devirlerden sağılan acılar sürer
Kullar yatıp el etek öper
Öyküler yazdık avaz avaz
Bağdaş kurup kan döktük
İçimize çektik varımızı yoğumuzu bir nefeste
Biz ne ettik?
Ne ettik de dağı taşı rab bildik?
Secdede kaldı da başımız,
Aynı güneşte kavrulur yer
Hava aynı havadır
Ağaçlar kuşlar tepeler denizler
Hep aynıdır
Aynı sevgidir insanca kutsal
Kuzey aynı kuzey, güney aynı güneydir
Olympos'tan Uranyum'a adanan hayatlara dek
Ve istila ordularının yağdırdığı meteor yağmurlarına
Kuasarlarda çınlayan hırçın radyasyon rüzgarlarına dek
Herşeye yemin eden asayı taşıyan bilgelerde söylenceydi
İçe çöküşün kuruluşa evriminde bile yoktu bu dinginlik
Ve evren öteden beriden topladığı göstermelik
talimatı var içimdeki benin
çalmayacakmış o saz
vurur yüzüme tam bitti derken
yiten yaz
başlayanlar biter
İlk baltayı aldığında eline
İlk tekeri sürdüğünde
İlk ateşi kendin yaktığında yaktın kendini
Yonttuğunda ilk harfleri sarp kayalara tırnaklarınla
Fırlattığında ilk oku düşman sandıklarına
Ne kadar savaş verdim ben,
İçimdeki sorularla;
Ne kadar yıprandım...
Durmamak için,
Frenleri kırdım!
Dönmemek için,
Seninle bağlantımı sen kopardın!
Kuşları havada tutanın melekler olmadığını bana öğrettiğinde…
Balıkları yüzdürenin,
Mevsimleri mevsimlerin üstüne,
Geceyi gündüzün üstüne düşürenin sen olmadığını bana bildirdiğinde…
Seni sevmiştim,
seni sevmiştim çünkü sen beni sevmiştin...
seni seviyordum çünkü her dediğimi yapıyordun,
benimle her yere geliyor,
hiç sözümden çıkmıyor,
her istediğimi veriyordun...




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!