Kızıl güneş dağların üzerinden ağınca
Aşk salkım söğüt gibi dalın yere eğince
Maralımsı gözlerin gözlerime değince
Aşk dolu bakışına birden ölesim geldi
Lepiska saçlarında muhabbeti taşırdın
Ne kadar temizlesen hanesine girer kir.
Minicik hanesinde sekillenip çıkar sır
Memleket yangın yeri ortalık kara duman
Riyakar,kahpelikten dem vuruyor bu zaman
Şehit üstüne şehit geliyorken habire
Puşta sanatcı demek yakışmıyor tabire
Omuzların üstüne sıralandı tabutlar
Öz özlüğünden çıktı dar geliyor hudutlar
Çizgimizden çıkarak felek ile maç ettik
Çakala beylik verip başımıza taç ettik.
Riyayla gölgelenmiş bir yalanın peşinde
Dağların arslanını çakala muhtaç ettik
05/08/2015
Taksim taksim edilmiş bilginin dibi delik
Karıncada cesaret karıncada bilgelik
Yumak yumak hoşgörü güvercinin ak tüyü
Muhabbeti getirip gönderdi üzüntüyü.
Buram buram bir özlem benliğine serilmek
Hoştur yaşarken ölüp öldüğünde dirilmek
Hepsini adam saydık meclisime alarak
Barışa davet etiik selam sabah salarak
Eşkiyanın adamdan sayıldığı devirde
Alkışla karşıladık davul zurna çalarak
31/07/2015
Gökyüzünü Seyrettim Ölçtüm biçtim bin kulaç
İnanmıyorsan sende gökyüzüne kulaç aç
Karanlığı delerek anadan bir can çıkar
Ufak tefek bir canda sanırsın umman çıkar.
İki geçit arası sükut çığlık çığlığa
Ve sükutta gömüldü karanlık karanlığa.
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!