Martın son baharın ilk günleriydi
Müjgan Abla bizim mahalleye taşındığında
Kapısındaki mor salkımların renginde
Perdeler astı eski evin pencerelerine
Mor salkımlar dökülse de günün birinde
Perdeleri kalacaktı ya geride
O tarihten sonra mahalleli
Kazıdı bu gönül rengini yüreğine
Mor salkımlı ev dedi
Müjgan Abla’nın evine…
Kimseye aldırmazdı Müjgan Abla
Dikiş dikerken yanık türküler söyler
Damardan şarkılar dinlerdi…
Gün dönümlerinde sulardı sardunyalarını
Sonra da kurulup bahçe masasına
Kahvesiyle sigara tellendirirdi efkarlı efkarlı…
Merak ederdi mahalleli
Kimin nesiydi bu Müjgan Abla
Şeker dağıtır arada
Saçlarını okşardı komşu çocuklarının
Üstelik sofrasından artan da
Nasibiydi sokaktaki kedilerin…
Önce yadırgadı mahalleli bu yeni yüzü
Anlam veremediler efkarlı haline
Kimi laf etti kızıl dalgalı saçlarına
Kimi sövdü “Mahur” isimli çapkın tekirine
Kimi Dıranas’ın Fahriye Ablası dedi
Şiire bakılırsa boyu posu da
Benzemezdi oysa hiç Fahriye Abla’ya…
O hiç yabancı gibi davranmadı mahalleye
Mahalleli de zamanla bağrına bastı O’nu
Kimi kimsesi var mı bilemedik ilk
Derken bir sabah vakti
Elinde bavuluyla
Esmer bir adam çıkageldi
Süzülüp girdi Mor Salkımlı eve…
Sonradan öğrendik ki eski kocasıymış
“Sen Bayan Nihayet, sen ölümüm kalımım
Ben artık adam olmam bu derde düşeli” diyerek
Dolayıp diline Süreyya’nın dizelerini
Aramış durmuş aylarca Müjgan Abla’yı
Dur durak bilmez bir divane gibi…
Müjgan Abla o günden önce mi
Sonra mı mutlu oldu bilemedik hiç
Ser verip sır vermedi kimselere
Her sabah uğurladı işine giderken Hidayet’i
Seviyor kocasını diye belledi mahalleli…
Sonra çay içtiğimiz ılık bir hazan günü
Çiçekli örtü örttüğü bahçe masasında
İlk kez söz etti kendinden
6 Mayıs’ta İstanbul’da doğmuş
Zaten babası da ismini
Atilla İlhan’ın “Mahur Beste”sinden
Hani üstadın Deniz’lere yazdığı şiirden almış…
“İşte” dedi hafifçe gülümseyip
“Ne Fahriye Abla, ne de Bayan Nihayet’im
Kirpiğiyim Deniz’lere ağlayan gözlerin”
Bir şeyler düğümlendi boğazımda önce
“Ne kadar anlamlı” diyebildim kısılan sesimle
Sonra “Mahur Beste”yi çaldı dinledik
Islandı kirpiklerimiz yine Deniz’lere ağladık
“Biliyor musun” dedi tazelerken çaylarımızı
“Olsaydı bir çocuğum Deniz koyardım adını”…
Sonra kaç mor salkım zamanı geçti bilmem
Müteahhide verdi mor salkımlı evi sahibi
Çok katlı bir apartman dikildi yerine…
O günden sonra Müjgan Abla’yla Hidayet
Sırra kadem basıp dönmediler mahalleye…
Bilemedik oldu mu olmadı mı bir “Deniz”leri
Ama vefalı çıktı unutmadı mahalleli
Yüreklerine işleyen mor salkımları
Bu arşualaya yükselen apartmanın
Mor salkım koydu adını…
Kayıt Tarihi : 5.7.2010 23:35:00





© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.

Sırra kadem basıp dönmediler mahalleye…
Bilemedik oldu mu olmadı mı bir “Deniz”leri
Oya Hanım, güzel bir öykü. Umarım bir DENİZ'leri olmuştur. Öykü böyle biterse mutlu biter. Yüreğinize sağlık.
Islandı kirpiklerimiz yine Deniz’lere ağladık
“Biliyor musun” dedi tazelerken çaylarımızı
“Olsaydı bir çocuğum Deniz koyardım adını”…
Mor Salkım Apartmanı zevkle ve hüzünle okuduğum bir şiir.Oya hanım sizi kutluyorum.Saygımla...
TÜM YORUMLAR (3)