Gidişinle, rüyamda çırılçıplak koşmanın paniğini yaşadım. Uyandım! Çırılçıplaktım… Kalbin ne için çarparsa, o senin olsun demiştin. Senin için çarpmıştı bu kalp. Gittin. Mişli geçmiş zamanlarda nefessiz kaldım.
Hırçınım, öfkeliyim, zaptedilmezim, anlamsızım... Belki saklıyım, yasaklıyım. Belki çok birikmişim... Artık dizginlenemeyen hayal kırıklığının coşma; patlayıp rahatlama zamanı. Artık hafızamın kusma; yalanı, yılanı, sahteyi siktir etme zamanı. Artık ruhsuz gidişini alkışlama... Sana mişli geçmişten seslenme zamanı.
Bir adam varmış. Şiir yazarmış. Bir adam artık hiçmiş, mişli geçmiş zamanlarda kalmış… O mişli geçmiş zamanlarda, aşka hibe edilmiş yaşlara, sahip çıkılmamış, değeri bilinmemiş, şerefsizce peşkeş çekilmiş. Düşmüş damla damla gözyaşı ile beslenen, duygu tacirlerinin ayağına. O mişli geçmiş zamanlarda adı konamayan, kimsesiz, çok yazık ve hüzünlü birşeyler yaşanmış. Mış mış mış...
sırt çantalı bir duman gibibir melekle çarpışan kelebeğin kanadından dökülen toz
bir çağlayanda sürüklenen bir dal parçası gibi
istemediğimiz yerlere giderse aşkımız sevgilim yalnızca kanatlarına güven
kendi yarattığımız boşluğun ucunda sıkı sıkı tuttuğumuz bir kapı koludur yaşam
ve aşk, en derin kuyumuza düşen keman yürüdüğümüz yollar daralırken




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta